Her geçen gün ekranlara düşen trajedileri sıradan birer haber gibi tüketmek, ruhsal bir savunma mekanizmasından ziyade toplumsal bir çürümeye işaret ediyor. Ortak değerlerin yerine bencilliğe bıraktığı bu süreçte, nasırlaşan bir toplum haline gelerek başkasının yarasına dokunmaktan korkar olduk. Vicdanın sesi kısıldıkça adaletsizlikler karşısında gösterilen tepkiler de yerini derin ve soğuk bir sessizliğe bırakıyor. Oysa bizi insan kılan en temel bağ, farklılıklarımıza rağmen birbirimizi dertleriyle dertlenebilme becerimizdir. Bu duygusal katılaşmayi kırmadığımız sürece kalabalıklar içinde yapayalnız ve birbirene yabancı yığınlar olmaktan öteye geçemeyiz
Unutmayın ki herşey düzelir ama sosyal çürümenin getirdiği olayları düzeltemeyiz. Lütfen daha farkındalıklı insanlar olalım.
" Şadbağ'ın ortak kuyusundan kovayla su çekmek için her hafta saatlerini harcayan Abdullah'ın, suya yanlızca bir bilek hareketiyle ulaşabildiğin bir yaşamı aklı almıyordu."