Butimar kuşunu hiç duydun mu? Adı Pers mitolojisinde geçer. Bu kuş sadece deniz suyu içebilirmiş. Rivayet odur ki bu yüzden denize aşık olmuş ama bu karşılığı olmayan bir aşkmış. Her gün denizin kenarında bir kayaya konar ve uzun uzun aşkını izlermiş. Bununla beraber önüne geçilmez bir korku da günden güne içinde büyümüş ve “Her gün suyunu içtiğim bu deniz ya bir gün kurursa, o zaman ben ne yaparım?” kaygısıyla günlerini geçirmeye başlamış. Bu korkusundan dolayı o çok sevdiği denizden su içmeyi bırakmış. Sonuç olarak da Butimar kuşu susuzluktan ölmüş. Onsuz yaşayamayacağını düşündüğü denizi tüketmemek için kendini tüketmiş. Ona hayat veren deniz için, göz göre göre hayatına son vermiş. Onun için yaşamak yerine onsuz yaşayamam kaygısına boyun eğmiş.
Gördüm, nefsinin kölesi olanlar ile nefsine zincir vuranlar arasındaki o görünmez duvarı. Doyumsuzların mutsuzluğunu, yetinebilenlerin gülen gözlerinde anladım. Yetinmeyi öğrendiğim gün, vazgeçmeyi de öğrendim. Vazgeçtiğim gün ise hayatı kendimde aramayı öğrendim. Ve öğrendim, gücümün yetmediği ve gönlümün hayır dediği hiçbir şey için artık çabalamamayı.