Onları birbirine yakınlaştıran yol, birbirlerinin hayatlarına ve kararlarına gösterdikleri sonsuz rızaları ile örülüyordu, vermekle ya da vazgeçmek zorunda kalmayacaklarına duydukları güvendi onları böylesine yakınlaştıran.
İnsanın sıkıştığı bir tuzaktan kurtulmak isterken sürekli kendine çarpıp geri gitmesinden daha çaresiz bir mahkumiyet az bulunur, Ragıp Bey de kendi gardiyanı olmuştu, hayat önündeki bütün kapıları açsa da yürümesine kendisi engeldi.
Sevmek biraz da böyle bir şey değil midir, sadece mükemmel olanı,iyi olanı mı seversin? Bazen de böyle başkalarına çok çirkin görünen, belki hakikaten de çirkin olanı seversin, o çirkinliğin altında saklı olanı gördüğün, başkasına sır olan sana aleni olduğu için seversin, her şeye rağmen bir şey var bu şehirde, başka yerde olmayan bir şey.
Aşk, herhangi bir duygunun hastalıklı bir şekilde büyüyüp azmanlaşması gibi geliyor bana, bunun hangi duygu olduğunu kestiremiyorsun, şefkat de olabilir, kıskançlık da olabilir, endişe de olabilir ama bu duygu, nasıl olduğunu bilemediğim bir şekilde büyüyüp yoğunlaşıyor ve aşka dönüşüyor…