Yanında sanki üç yaşına yeni basmış minik bir kız çocuğu gibi hissediyorum. Evimin ismi dört harf iki hece, kokusunu tarif etmem mümkün değil ama içime çektiğimde nefesimi bırakmamak için verdiğim o çabayı anlamak zor olmayabilir, cenneti görmeden fragmanı yaşamak gibi, gözleri dipsiz karanlık bir kuyu ne kadar derine inersen o kadar kayboluyorsun içinde, sesi öyle bir ses ki en güzel nağmeler kulağıma fısıldıyor sanki, sadece bunlar değil elbette. Merhameti var bir de aşık olduğum en büyük özelliği, özür dilemenin ne kadar kutsal bir davranış olduğunun da farkında aynı zamanda. Kendi kırılsa bile beni kırmamak için gösterdiği davranışlar ve mutlu olmam için her türlü fedakarlığı yapması...ona aşık olmamak mümkün mü ? Hâşa.
-SF.