Bir şey oluyordu ona, ağlama nöbetleri, panik ataklar gibi; ama içinden yayılıyor değil de, dışarıdan üzerine çöküyor gibiydi bu şeyler. Hiçbir his yoktu içinde. Dondurucudan çıkarılmış bir yiyecek gibiydi; sanki dışı hızı erimiş ve her tarafa akmış haldeydi ama içi hâlâ kaskatı, donuktu.
..her şey yalnızca aralarında olup bitiyordu; en tuhaf ve zor şeyler bile. Ona istediğini yapabilir ya da söyleyebilirdi ve kimsenin ruhu bile duymazdı. Bunu düşünmek başını döndürüyor, sersem ediyordu.