Sally Rooney

Sally Rooney

Yazar
6.7/10
63 Kişi
·
123
Okunma
·
3
Beğeni
·
209
Gösterim
Adı:
Sally Rooney
Unvan:
İrlanda’lı Yazar
Doğum:
Castlebar, İrlanda, 20 Şubat 1991
Milenyum kuşağının en önemli yazarlarından sayılan Sally Rooney 1991’de Dublin’de doğdu. Üniversite eğitimini Trinity College’de tamamladı. Edebi çalışmaları Granta, The White Review, The Dublin Review, The Stinging Fly, Kevin Barry’s Stonecutter and The Winter Pagesanthology’de yayımlanmıştır.

Arkadaşlarla Sohbetler ilk kitabıyla Sally Rooney, 2017 Sunday Times Yılın Genç Yazar’ı ödülü başta olmak üzere birçok ödül almıştır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
264 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Connell ve Marianne uzun süredir birbirini tanıyor.
İkisi de sevgiyi paylaşıyor ancak onlar bu sevginin farkında değiller. Onlar ‘normal’ olmak istiyorlar çünkü, okulun en popüleri-en zekisi, evin biricik evladı, arkadaşlarının rol modeli olmak ilgilerini çekmiyor.
Atladıkları bir nokta var: bazen hayat siz istemeden de yolunuzu değiştirir, yüzünüzü sevdiğinize çevirmeden başka kapıları açmaya zorlar.
Connell ve Marianne de liseden itibaren aralarında var olan bağı görebiliyorlar.
Buna rağmen, bağ bazen zayıflıyor hatta kopuyor; bazen hiç olmadığı yerden,koptuğu yerden bağlanıyor.
Değişmeyen şey ise onlar ‘kendileri’ olmaktan vazgeçmiyor.
.
Sally Rooney, iki karakterle, tek bir konu ekseninde ilerleyerek okuyucuyu kendine çekiyor. Liseden başlayıp üniversite yaşamında da ağır aksak ilerleyen bir ilişkiyi anlatıyor ama bunu yaparken kullandığı teknik ve dille eseri elden bıraktırmıyor.
Arkadaşlarla Sohbetler adlı eserini de severek okumuş ve sıradaki eserini beklemiştim, orada satır aralarındaki detaylar (etik,toplumsal cinsiyet vurgusu) bu eserde de devam ediyor. Şiddete, zorbalığa, bireylerin sıfatlarından arındırıldığında, sadece ‘birey olmalarından’ doğan değerlerine de odaklanıyor aslında.
.
Sally Rooney’i okumak sevdiğiniz bir kahveyi yudumlamak gibi. İçinizi ısıtıyor, damakta kalıyor tadı~
.
Özenli çeviride Emrah Serdan, kapak tasarımında Utku Lomlu yer alıyor ~
272 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Frances & Nick.
Nick & Melissa.
Melissa & Bobbi.
Bobbi & Melissa.
Biraz karışık görünüyor değil mi?
Evet, oldukça karışık.
21 yaşındaysanız, edebiyatla ilgileniyorsanız, ailenizde bolca sorun varsa bu karışık durum daha da derinleşiyor. Ve tabii evli bir adama aşık olmak da bu karışıklığı çözmede pek kolaylaştırıcı bir etken değil~
.
Etik nedir, ne değildir? Sınırları sert bir kabuktan mı ,yoksa geçirgen bir zardan mı ibaret? Toplumsal cinsiyet eşitliğini savunup; cinsiyetçi rolleri devam ettirmek için elinden geleni ardına koymamak nasıl bir çelişkidir? Kendinden olmayan her noktayı yargılamak, etiketler koyup sonrasında bu etiketleri yenileriyle değiştirmek nedir? Sally Rooney size yasak aşkı anlatıyor görünebilir; ancak benim için bu aşktan da yasaklı olmaktan da fazlasıydı.
.
Bobbi karakterinin her bir cümlesindeki derin düşünmeye iten arzu örneğin.
Diğer yanda Frances ile Nick’in karakter çözümlemeleri ve bu çözümlemelerdeki sağlamlık...
.
Toplumsal cinsiyetin,samimiyetin, beyaz daha doğrusu beyazlatılmış kültürün,ideolojik yaklaşımlardaki boşlukların kısacası lafta kolay uygulamada milyon engeli olan şeylerin de irdelenmesini görüyoruz bu ilk eserde. Ki yazarın ilk eseri olduğuna inanmak hayli zor çünkü kendini bilen bir dil mevcut bu kitapta. Neyden bahsettiğinin farkında olan bir dil.
.
Yaşıtım olan yazarın diğer eserlerini de merakla bekliyor olacağım.
.
Dipnotlarını pek sevdiğim çeviride Pınar Umman, kapak tasarımında ise Sancar Dalman yer alıyor.
264 syf.
·27 günde·Puan vermedi
Gençlik tarzında okuduğum ilk kitap oldu, şuan ortalardayım ve ne yalan söyleyeyim beğenemedim pek. Sürükleyici değil. Okuma isteği uyandırmıyor ve neredeyse tamamen günlük dille yazılmış. İnsan bir eser okurken edebi bir şeyler, sanat görmek istiyor. Bana fazlasıyla 'sade' geldi. Benim görüşüm böyle, daha yalın üsluplardan hoşlananlar bir ihtimal beğenebilir.
272 syf.
·31 günde·9/10
Bu kitabın İngilizce orjinalini okudum, dili o kadar güzeldi ki bilmiyorum Türkçe çevirisi de aynı tadı veriyor mudur? Rooney oldukça genç bir yazar olmasına rağmen sağlam adımlarla ilerliyor. Derin karakterleri ile roman, modern insanın içsel sorunlarının ergenlik ve insanın ne istediğini bir bilemediği zamanlarıyla harmanlanmış halini ustaca ve yalın bir şekilde bize geçirmeyi başarıyor.

Kimilerine bir ergen romanı havası vermiş olabilir, derim ki satır aralarını, olayları değil durumları duyguların anlatılış biçimlerine odaklanarak okumayı deneyin.

Son olarak da, uzun zamandır sonu bu kadar ustaca - okuru boşlukta bırakmayarak - biten bir kitaba rastlamamıştım. Bunun sebebi kitabın bütün soru işaretlerini ortadan kaldırması değil de aksine bana okuduğum süre boyunca yaşamın/yaşantıların (kitaptaki de dahil) gizemi ve olasılıklarıyla yaşanır kılındığını bana anlatmış olmasıydı.
268 syf.
·6 günde·5/10
Varlıklı ailesiyle son derece kötü bir ilişkisi olan, arkadaşları tarafından çirkin ve tuhaf bulunan içine kapanık Marienne'le aynı okulda okuyan yakışıklı, çalışkan, popüler ve yoksul bir ailenin oğlu olan Connell’in yıllar içine yayılmış aşk ve dostluk öyküsü. Bu iki ufak kasaba gencini bir araya getiren ve onları herkesten farklı kılan şeyse zekaları ve duyarlılıkları... Marianne hayat boyu gördüğü fiziksel ve duygusal şiddet sonucu kabullendiği yalnızlık ve değersizliğin acısını ve Connell’in fazla zeki olsa bile, tutarsız,duygularını ifade etmekte zorlanan asosyal karakterinin yıllar içinde “normal insanlara” dönüşme çabasına tanıklık ediyoruz. Birbirlerine bir bitki misali dolanarak büyürken, diğerine yer açmak için eğilip nasıl biçim değiştirdiklerini izliyoruz. Hayatta dönemsel olarak yaşadıkları çevreyle yabancılaştıkça ve düştükçe birbirlerini bulmaları ve birbirlerini aynı incelikle düştükleri yerden kaldırmalarını ve İrlanda’nın küçük bir kasabasından Dublin’e uzanan yaşam yolculuklarında bir daha bir araya gelemezler dediğimiz her seferde kendilerine kendileri gibi olduklarına inandırdıkları, güvenilir limanlardan birbirlerine savruluşlarını görüyoruz.
264 syf.
·11 günde·8/10
Normal İnsanlar kalbinde derin bir zekayı barındıran bir roman. Duygusal ve cinsel açıdan fazlasıyla dürüst. Aynı zamanda komik ve sıcak. Rooney’nin ilk romanı gibi, kadın ve erkeklerin birbirlerini anlamaya çalıştığı, ancak başarısız oldukları sayısız örneğinin sempatik ve detaylı bir incelemesi. Ancak onu ilk romanın ötesine taşıyan şey içerisinde bulunan umudun fazlalığı. Marianne sevilebileceğine asla inanmaz, ama Connell onu köşeye sıkıştığı yerden kurtarır. Sonra ne olursa olsun, birbirleri üzerindeki etkilerinin süreceği kesin. Asıl soru ikisinin ilişkilerini sürdürüp sürdürmeyecekleri değil. Aşk bizi değiştirir, aynı zamanda özgür kılar ve Rooney’nin öne sürdüğü gibi bunu kimse elimizden alamaz...
264 syf.
·2/10
Büyük beklenti ile başlayıp hayal kırıklığıyla bitirdiğim bir kitap kendisi. Üzerine yapılan incelemeler, aydın yorumları ve kazandığı ödül neticesinde daha farklı bir roman beklemiştim.

Konusu bana göre çok sıradan, günümüz net yazarlarından farksız. Varlikli vır ailesi olan, arkadaşları tarafından sevilmeyen ve çirkin bulunan içine kapanık Marianne ve başarılı, yakışıklı, sevilen ve yoksul bır aileden gelen Connel arasındaki çarpık bir aşk hayatını anlatıyor.

Diyaloglar en kötü kısım yada çeviri gerçekten kötü. Rooney milenyum çağı bireylerinin konuşma tarzını taklit etmis tek cümleli konuşmalar, insanların etkileşiminden doğan trajedi ve komediler...

Roman sürekli aynı olayları tekrar ettiğinden dolayı sanırım yazar bir açıklık getirmemiş sonda. Belki kendiniz hayal edin demek istemiş belki de devam ettirsede aynı olay tekrar edeceğinden gerek duymamış.

Romanda genel olarak kadın ve erkeklerin birbirlerini anlayamamalirndan doğan sorunlar işlenmiş. Ve sevilebilecegine inanmayan 'normal' olmayan Marianne'i sevsede insanalr ne der diye düşündüğü için çevresineden gizleyen Connel. Aradan yıllar geçtikten sonra Marianne'in başka bir kişiliğe dönüşmesi şunu getiriyor akla,  Aşk bizi değiştirir, aynı zamanda özgür kılar ve bunu kimse elimizden alamaz.
Kitaba dair beklentim zayıf bilgi birikimimden dolayı oldukça kısıtlı. Umarım bitirdikten sonra izlenimlerimi aktaracak fırsata erişebilirim. Bu sayede daha bilinçli hareket edebilme şansına sahip olabilirim.
264 syf.
·Beğendi·10/10
Kitaptan öğrendiğim bir şey var: Herkesin sınırları olmalı.
Marianne, Connell ile ilişkilerinin başında pasif tarafken ilişkilerinin ikinci aşamalarında da Connell pasif oluyor.
Marianne kendini tam anlamıyla tanıyamamış, çizgilerini belirleyememiş biri.Kendiyle kalamamış biri.Öz güvensiz bir abi, ilgisiz bir anne ile kalıyor ve belki de ihtiyacı olan sevgiyi Connell ile kapatmaya çalışıyor bilinçsizce.Asıl neye ihtiyacı olduğunu bilmediği için Connell’i gerçekten sevse de ilişkileri gerçekten sağlıklı olamıyor uzun bir süre.
Connell ise yine öz güvensiz ama biraz daha sağlam bir karakteri var.Üniversite yıllarında bunu biraz daha baskın bir şekilde hissediyor.
İkisinin de içsel bunalımlarının çok güzel aktarıldığını düşünüyorum.
Bence anlatım da gayet güzel ve akıcıydı.Ara ara geçmişe dönülüyor ve akışta küçük aksamalar olabiliyor ama yine de o kadar güzel sahneler var ki görmezden gelinebilir.
Aşk,ilişkiler ve iç çatışmalarla ilgili bir kitap arıyorsanız bence ideal.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sally Rooney
Unvan:
İrlanda’lı Yazar
Doğum:
Castlebar, İrlanda, 20 Şubat 1991
Milenyum kuşağının en önemli yazarlarından sayılan Sally Rooney 1991’de Dublin’de doğdu. Üniversite eğitimini Trinity College’de tamamladı. Edebi çalışmaları Granta, The White Review, The Dublin Review, The Stinging Fly, Kevin Barry’s Stonecutter and The Winter Pagesanthology’de yayımlanmıştır.

Arkadaşlarla Sohbetler ilk kitabıyla Sally Rooney, 2017 Sunday Times Yılın Genç Yazar’ı ödülü başta olmak üzere birçok ödül almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 123 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 107 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.