Çocukluğumun en kırılgan hatıralarından biri, küçücük bir yavru kediye duyduğum sevgidir. Onu evimize alamamıştık; annemin kedilere karşı alerjisi vardı. Bunun üzerine apartmanın önündeki bahçede, bir ağacın gölgesine kutulardan küçük bir yuva kurmuştuk. O yuva,onun için dünyadaki en güvenli limandı.
Her gün yanına gider, onunla konuşur, oyunlar oynar, büyümesini seyrederdim. Çocuk kalbim, sevgiyi ilk kez belki de onun sessiz bakışlarında öğrenmişti. Fakat bir gün ansızın ortadan kayboldu. Nerede olduğunu sorduğumda, hastalandığını ve veterinere götürüldüğünü söylediler. Bir süre sonra da iyi insanlara sahiplendirildiğini anlattılar. Ben de bu hikâyeye inanarak büyüdüm. İçimde hafif bir özlem vardı ama en azından mutlu bir yerde yaşadığını düşünmenin tesellisiyle avundum.
Sonra bir gün gerçeği öğrendim. Meğer o yavru kediye bir araba çarpmış, daha çocuk yaşımda taşıyamayacağım bir acıdan beni korumak için gerçeği saklamışlardı. O an, yıllardır içimde yaşayan o eksik hikâye tamamlandı; fakat tamamlanırken kalbimde yeni bir sızı bıraktı. 🐾🤍