Duyumların son kertesi, aşırı içsellik bizi son derece tehlikeli bir bölgeye taşır, ne de olsa kendi köklerinin bilincine fazlasıyla varan bir yaşamın yapabileceği tek şey kendini yadsımaktır.
Neden her türlü içeriği içimizden atmaya; karmakarışık, söz geçirilemeyen bir süreci düzene koymaya çalışarak ifadeyle biçimin ardından koşuyoruz? Nesnelleştirme kaygısı gütmeksizin, tüm özel dalgalanmalarımızın ve çalkantılarımızın tadını çıkarmakla yetinerek, kendimizi içsel alışkanlığımıza bırakmamız daha verimli olmaz mıydı?