"Karanlık, zincir gibi dolanmıştı kanatlarına. Sanki fırtına gelmiş de kapatmıştık gözlerimizi, şimşek çakmış da dilimiz tutulmuştu, yıldırım inmiş de donup kalmıştık..."
"Güneşin büyüklüğü, uçsuz bucaksız tarlalardaki parıltısı, suların coşkusu, kısaca böyle bir manzara uykuyu kucaklayabilir mi? Evet, uyuyorduk! Oysa kötülük yeni çırpılan bir döşek gibi kabarmıştı."