İçimizdeki Şeytan, insanın kendi zayıflıklarıyla ve iç çatışmalarıyla verdiği mücadeleyi anlatan güçlü bir eser. Romanın merkezinde yer alan Ömer, hayat karşısında kararsız kalan, sorumluluk almakta zorlanan ve çoğu zaman kendi hatalarını "içindeki şeytan"a yükleyen bir karakter, Macide ise temiz kalbi, dürüstlüğü ve hayata olan inancıyla Ömer'in tam karşısında duran genç bir kadın...
Roman Ömer ile Macide'nin ilişkisi üzerinden ilerliyor, ama yalnızca bir aşk romanı değil, aynı zamanda insanın kendisiyle hesaplaşmasını, çevresinin etkisinde kalışını ve kendi kusurlarını kabullenmek yerine bahanelerin arkasına sığınışını sorgulatıyor.
Sabahattin Ali, bu eserinde insanın en büyük düşmanının çoğu zaman dışarıdaki insanlar değil, kendi içinde büyüttüğü korkular, zaaflar ve kaçışlar olduğunu etkileyici bir dille anlatıyor.
"İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir budalalık. Ne bileyim, her şeyden evvel içimizdeki şeytanın bir tek işe yaramasını isterdim: İnsanları birbirine yaklaştırsın, onları birbirine sevdirsin."
"İnsan, kendisinden çok daha kuvvetli bir şeyin, hayatın, kaderin, hatta daha çok, insanın kendi kendisinin, kendi içindeki bir şeyin, kendisine karşı koyamayacağı bir şeyin karşısında ne yapabilirdi?"