Fransızca imtihanında da mümeyyiz zabitler “La patrie, Liberté” gibi kelimelerin Türkçesini yazmayın diye ihtar etmezler mi... Hay Allah kahretsin, dedim. Şu Sultan Hamid ’in ne müstebit adam olduğunu şimdi ben de anladım. Ah şu İttihat ve Terakki Cemiyeti ne zaman bu işi becerebilecek, düşündüm ve onlara dua ettim.
Mekkeliler çok fasih konuşurdu. Yüksek âlimlerin konuşması Arapça nın çok fasih bir dil olduğunu herkese tasdik ettirirdi. Sonra halis Mekkeliler Türkler gibi beyaz ve yakışıklıdırlar. Hintliler ve bedeviler çirkin, esmer, zayıf, kara kuru şeyler... Hele Yemen ’den gelenler... Başlarında hasır şapkalarıyla hindistancevizi gibi şeyler.
Dedem Kasaba ’da emlak sahibiymiş. Ziraatle de meşgulmuş. Kırım Seferi ’ne giderken babam 16 yaşındaymış. Harp için asker yazmak üzere Kasaba ’ya memurlar gelmiş. Halk, çocuklarını saklamış. Kimi öldü, kimi hasta diyerek asker vermemişler. Dedem, bu halden pek müteessir olmuş, haykırmış: “Bu köyün şerefi var! Eskiden yüzlerce gönüllü sipahi sevine sevine cenge giderken bize ne oldu da şimdi herkes çocuğunu kaçırıyor... Bu devletin namusunu kim kurtaracak? Yazıklar olsun!”
Sonra da 18 yaşındaki oğlunun kolundan tutarak memurlara, “Yazın Mehmet ’imi defterin başına birinci gönüllü!” diyerek, halka örnek göstermiş.