Uyuşmuş haldeyim, diye düşündü. Yüzümdeki uyuşukluk ne zaman başladı? Vücudumdaki? Karanlıkta o hap şişesini, gömülü mayın misali tekmelediğim gece.
Uyuşukluk geçecek, diye düşündü. Zaman alacak ama başaracağım veya Faber benim yerime yapacak. Bir yerlerde birileri bana eski yüzümü, eski ellerimi eskiden oldukları haliyle geri verecek. Gülümsemem bile, eski bitkin gülümsemem bile gitti. Onsuz kaybolmuş haldeyim.
"Kitle kazandıkları için de basitleştiler." dedi Beatty. " Eskiden kitaplar orada burada, her yerde tek tük insanlara hitap ediyordu. Onlar farklı olma imkanına sahipti. Dünya genişti. Ama sonra dünya gözlerle, dirseklerle ve ağızlarla doldu. Nüfus ikiye, üçe, dörde katlandı. Filmler, radyolar, dergiler, kitaplar bir çeşit puding macunu normuna indirgendi...