Selma

"Erdemli insan" ifadesi bugün onları kullananlar tarafından değersizleştirilmiştir. Hemen her yazar "erdemli insanı"ı kalemiyle anlatırken hırpalamıştır. O derece ki, erdem boğulmuş, öldürülmüş, gölgesi bile kaybolmuş, bir deri bir kemik kalmıştır. Erdemli adamdan ikiyüzlülükle söz edilir, ona hiç saygı gösterilmez.
Reklam
“kadınlar öyle varlıklar ki...” “hiçbir şey söylenemez onlara dair! Gel de yüzlerinde görünüp yiten anlamları, imaları, ışıkları anlat! Anlatamazsın! Yalnızca gözleri bile öyle uçsuz bucaksız bir ülkedir ki adım atmaya kalkanın vay haline! Hiçbir şekilde bulup çıkaramazsın onu oradan."
İnsan nasıl böyle küçülebilir, alçalabilir, bayağılaşabilir? Böylesine değişebilir mi insan? Gerçeğe benzer bir yanı var mı bunun? Evet, hem de çok! Her değişim olabilir insanda, her şeye benzeyebilir insan! Bugünün ateşli delikanlısına yaşlılık hallerini gösterecek olsanız nasıl da korkuyla yerinden fırlardı! Tatlı gençlik yıllarından, ileri yaşların sert, katı yıllarına giderken tüm insancıl eğilimlerinizi, duygularınızı yanınıza almayı unutmayın, yolda bırakmayın onları, sonra yerlerinden kaldıramazsınız. Hemen ileride sizi beklemekte olan yaşlılık korkunçtur, hiçbir şeyi geri vermez! Mezar bile ondan daha merhametli, daha lütufkârdır, “Burada bir insan gömülüdür!” diye yazar çünkü mezarın üzerinde; ama yaşlılığın insanlıktan çıkmış soğuk, duygusuz çizgilerinde okunacak hiçbir şey yoktur.
Bu tür senetlerin düzenlenmesi hep paraya bakar. Memurlar öyle vicdansızlar ki!.. Eskiden bir bakır yarım rubleyle, hadi bilemedin bir çuval unla her işini hallederdin! Şimdiyse bir araba bulgur bile yetmiyor, üstüne gümüş ruble karşılığı bir kırmızı banknot istiyorlar! Din adamlarının bu durumu umursamamaları akıl alır gibi değil! Bir vaaz verseler mesela bu konuda... Sen ne desen kulak asmazlar, ama Tanrı buyruğu dedin mi karşı gelemezler!
Birine bir ad takmaya görsün, artık o ad onun torununa torbasına da geçer, memuriyet hayatında da, emekliliğinde de, Petersburg’da da, dünyanın öbür ucunda da onu izler. Ne yapsa kurtulamaz ondan. Eli kalem tutan insanlara paralar verip bu adın eski prens soylarından birinden geldiği üzerine yazılar da yazdırsa, yararı olmaz. Karga sesiyle cümle âleme açıkça duyurur durur bu ad kendini, kuşun nerelerden uçup geldiğini söyler. Tam yerini bulmuş bir söz, tıpkı yazı gibidir; balta bile vız gelir ona! İşte Rusya’nın derinliklerinde, Alman, Fin ya da başka hiçbir yabancı halkın, kavmin bulunmadığı, yalnızca, diyeceğini öyle tavuğun kuluçkaya yatması gibi uzun uzadıya düşünüp taşınarak değil, bir çırpıda söyleyiveren canlı, ateşli, hazır cevap Rus zekâsının ışıldadığı yerlerde adama öyle lakaplar takarlar ki daha sonra o kişinin dudağının şöyle, burnunun böyle olduğunu belirtmek gerekmez, lakabı onu olduğu gibi resmetmeye yeter.
Reklam