Batı kafa yapısının bugüne kadar hiçbir ciddi dış engele rastlamadan yayılıp hâkimiyet elde edişi, onun kendi geleneğine köklü yani onu tümden yok etmeye matuf bir eleştiri yöneltmesine ihtiyaç doğurmamıştır.
Köklerine bağlı olmak, töreye bağlı olmak demekse bu bağlılığı bir Müslümanın şüphe ile karşılayacağı besbelli. Çünkü İslâmiyet kuru bir gelenekçilik değil, bir inanç-düşünce-davranış bütünlüğüdür. Bu bütünlüğün de bütün yerler ve zamanlar içinde geçerli olduğu ve yürürlüğe konabileceği hanidir söyleniyor.
İslâm değerlerinin çağımızın bilim ve teknik kafasıyla birleşip beraber yaşayacağını ummak bir avuntudan ibarettir. Çünkü günümüze hâkim olan bilim ve teknik, Batı'da belli bir dönemde belirlenmiş bir kafa yapısının uzantısıdır; belli bir toplumsal yapının sinesinde gelişmiş, vasıfları İslam'a taban tabana zıt bir sınıf eliyle gücünü dünya ölçüsünde yaymıştır. Bilimin ilerlemesi, bilime has özelliklerden değil, o bilim görüşünden en çok faydalanan insanlar yüzündendir.
Günümüz seçmecisinde en bariz eksiklik, onun siyasî şuurdan mahrum oluşudur. Eğer bir düşünce adamı İslâm'ın dünya görüşünü tam ve aslına uygun bir tarzda kavrayabilirse onun diğer bütün hususlarda İslam'a merbutiyeti artacaktır.
Hayal, insanın istekleri, özlemleri, yönünde kafasında meydana getirdiği bir sun'i ortam, bir zan, bir kuruntudur. Rüya ise insanüstü bir kuvvetin tesiri altında görülen ve benim gerçek kabul ettiğim bir istikamet, bir atâdır.