NûraSelma

NûraSelma
Bazı Kitaplar Tadılmak, Bazıları Yutulmak, Bazıları İse Sindirilmek içindir. Sevgi Benim Karekterimdir.
Şimdi bir adım daha ileriye gidip, bu konudaki çok önemli bir sırrı daha açıklayalım... Allah Rasûlü muhteşem insan Hz Muhammed (Aleyhisselam) daima "abdest" alırken dua ediyordu ve herkese de abdest alırken dua etmesini tavsiye ediyordu... Kişi, abdest alırken, dua etmek suretiyle belli bir anlam ihtiva eden beyin dalgalarıyla; su kristallerini değiştirerek, etkileyerek, iyonize ederek vücuduna yararlı su iyonlarının girmesini sağlar!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdi gelelim Müslümanlığın bir gereği olarak bize teklif edilen "abdest" olayına! 1986 yılında yayınladığım "İNSAN VE SIRLARI" isimli kitabımda "abdest" olayının tanrıya tapınmak için değil, kişinin bedeninin biyoelektrik enerjisinin, sudaki enerjiden yararlanması amacına dönük olduğunu açıklamıştım. Su bulunmayan ortamda yapılan teyemmümün ise bünyedeki statik elektriğin topraklanması amacına dönük olduğunu anlatmıştım. Taklit ehli olarak yetiştirilen kitle ise, o zamandan bu yana hep karşı çıkmıştı bu gibi açıklamalarıma; "biz tanrıya tapınmak için abdest alırız, hikmeti bizi ilgilendirmez" diye!!!
Evet, konumuz İnsan beynindeki bir kuvve!..
Işte yeryüzüne gelmiş en muhteşem beyin Allah Rasûlu Muhammed Mustafa (aleyhisselam) da, insan beynindeki bu kuvveye işaret ederek, "DUA" konusuna çok önem vermiş ve her konuda, her fırsatta "DUA" mekanizmasının işletilmesine işaret etmiştir.
Yaklaşık on sene önce "HZ MUHAMMED NEYİ OKUDU"isimli kitabımda detaylı olarak anlattığım üzere, gökteki tanrının yanından Dünya üzerinde seçtiği peygamberine yazılı bir kitap indirmediğini; Allah ismiyle işaret edilenin birimde açığa çıkardığı bilginin "nüzul", vahiy yollu geldiğini; yani "BİLGİ"nin, özünden gelip, bilincinde açığa çıkması şeklinde, "İKRA" olayıyla "OKU" nan, Allah Sistemi ve Düzeni olan "SÜNNETULLÂH" olduğunu açıklamıştım. Cebrail ismiyle işaret edilen, Rasûl ve Nebilerde açığa çıkan meleki kuvvet, ebediyen değişmez "Sünnetullâh"ı "OKU" mayı sağlar!
Bugünkü yanlışların altında, hep, yanlış yorumların gerçek "DİN"olarak insanlara kabul ettirilmesi yatmaktadır! Bu yanlış düzeltilmedikçe, "DİN" konusunun gerçekleri aydınlar tarafından medya aracılığıyla topluma yansıtılmadıkça, "Müslüman"ların çilesi son bulmaz! Sorunun çözümü, kendi doğru bildiğini zorla başkalarına kabul ettirmek de değil; elbirliğiyle eldeki bilgileri temelden sorgulamaya alıp, temel gerçeklerden başlayarak. "DİN" anlayışımızı yeniden bina etmekte yatmaktadır! Bunda da iş, yaşadığımız Dünya'nın aydınlarına düşmektedir!