"Sünnetullah"ın bireyi ilgilendiren yönü itibarıyla, herkes kendisinden açığa çıkanların sonucunu kesin bir şekilde yaşayacaktır bu dünyada ya da devamı olan boyutta.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yeryüzünde yaşamış, o en muhteşem beyin ve sonsuzluğun en muhteşem RUHU'nun gelmiş geçmiş tüm beyinlerden üstün yanı ise öncelikle şudur:
O hem ismi "ALLÂH" olanı en mükemmel ve kapsamlı şekilde anlatmıştır; hem de "SÜNNETULLÂH"ı bütün incelikleriyle gözlerimizin önüne sermiştir, vahyolan Kur'an'ı Kerim'de!
Artık bu yanlış anlatımları yeniden sorgulama zamanı gelmiştir!
Vahiy meleği, gökteki bir mekanda yerleşik tanrının katından; Rasûl veya Nebi'nin yanına gelmemiştir! varlıklarında bilkuvve (potansiyel) olarak bulunan melekî özelliğin (ilmin), bilfiil (aktive) oluşudur. Beynin algılama mekanizması bu "bilkuvve" olanın "bilfiile" dönüşmesini sanki dışarıda (âfakta) meydana gelen bir olay gibi değerlendirmektedir!
Bu suretledir ki Rasûl ve Nebiler, evren içre evrenleri yaratanı, hakikatiyle, derunlarında vahiy denen suretle (özlerinden gelip şuurlarında açığa çıkması suretiyle) yaşamışlardır. Bunun sonucu "SÜNNETULLÂH"ı "OKU"muşlar (İkra) ve bu "OKU"duklarını insanlara aktarmışlardır!
Onların bize aktardığı bu "OKU"nan verilere göre... Bugün yeryüzünde var olan insan, sonsuzluk için var olmuş bir yapıdır ve asla "ölüm" ile yok olmayıp yaşamına sonsuza kadar ve de geriye dönüşsüz hep ileriye doğru devam edecektir. "ölüm", bildiğimiz biyolojik bedenin yaşamının son bulup, kişinin "ruh" adı verilen bedeni ile yaşamına devam etmeye başlamasının adıdır.
İnsanlık içinde açığa çıkan Rasûl ve Nebilere gelince...
Bu zevât, yukarıda denilen gökteki ve "ALLÂH" ismiyle etiketlenen "tanrı" tasavvurunun seçtiği aracılık işiyle görevli postacılar veya elciler olmayıp hakikatlerinden bilinçlerine "nazil" olmuş, kendi derunlarındaki isimlerin özelliklerinden kaynaklanan ilmin, şuurlarında açığa çıkmasıyla, "Hakikat"e tercüman olan ve o Evrensel "Hakikat"i dillendiren zevâttır! "İrsal", "açığa çıkarma" anlamındadır... "Rasûl" ise, Türkçe karşılığı itibarıyla "açığa çıkarılmış yakînî bilgi kaynağı" anlamına gelir. "Semâ" yalnızca gök katları anlamına gelmez; bilinç (nefs) mertebeleri anlamını da ihtiva eder! "Nüzûl"ün anlamı mekansallık ifade eden "inme"-"indirilme" değildir. "Gök"ten "kitap" inmemiştir! Kur'an'da geçen "kitap" kelimesinin Türkçe'deki anlam karşılığı "bilgi"dir!
Bunlar gibi pek çok kelime, dilimize veya yabancı dillere yanlış anlamlarla çevrildiği için, eciş bücüş bir "din" anlayışı ortaya çıkmakta; o yüzden de pek çok aklı başında insan bu anlatımlardan yüz çevirmektedir.
Tümüyle canlı ve şuurlu olan evren ve içindeki tüm yapılar "Sünnetullâh" diye isimlendirilmiş olan "Evrensel Sistem ve Düzen" içinde oluşmuştur ve gene sonsuza dek o sistem içinde Yaratan'ın muradına göre her an yeni bir şan alarak yaşamlarını sürdüreceklerdir.