Bir tarafta ölümsüzlük bir tarafta maziye gömülmek… bir tarafta acıyı küçümsemek bir tarafta acıyla büyümek… Bir tarafta doktor bir tarafta aklını yitirmiş adam…Birçok zıt görüşün ve karakterin bir araya geldiği kısa fakat aslında çok şey anlatan bir kitap. 2 karakterimizi biraz tanıtmak istiyorum.
İvan Dmitriç Gromov
33 yaşında, soylu bir aileden gelmiş, eğitimli bir akıl hastasıdır kendisi. Maalesef ki takip edilme hissinden muzdarip. Çok fazla kitap okuyan, bilgi sahibi bir adamdır. Hayatı boyunca çok fazla acı çekmiş. Babası tarafından kırbaçlanmış, Sergey adındaki oğlunu veremden kaybetmiş… Hayatın yükünü çok fazla sırtına almış. Tüm bu yaşadıkları da kendi felsefesini oluşturmuş. Gromov der ki: “Hayatın yükü altında ezilebilir, ondan nefret edebilirsiniz. Ama onu küçümseyemezsiniz.” Bu cümleler, Doktor Andrey Yefimıç’ın düşüncelerine bir karşı koyuştur aslında. O acıyı ve hayatı ciddiye almaz. Oldukça kayıtsızdır. Onun acı hakkında düşünceleri de Marcus Aurelius’un düşünceleriyle aynıdır: “Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silkip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir.” Ve Gromov da şunları ekler “Bir bilgin diğerlerinden acıyı küçümsemesiyle ayrılır.” İvan tabikii bu düşüncelere karşı çıkar ve o da şunları söyler: “Bir organik doku eğer canlıysa her türlü uyarıya karşı tepki vermelidir. Benim yaptığım da işte budur! Acıya karşı bağırarak, gözyaşlarımla cevap veririm. Yapılan alçaklıklara öfkeyle, iğrençliklere ise tiksinti duyarak tepki gösteririm. Bana göre bu, hayatın ta kendisidir. “ Ve İsa’dan da örnek vermiştir: “ İsa ağlayarak, gülerek, hüzünlenerek, öfkelenerek hatta can sıkıntısı çekerek gerçekliğe tepki veren biriydi. Acılara gülümseyerek karşı gelmedi ve ölümü küçümsemedi.” İvan bu