Selmin

Selmin
@Selminse
İnciraltı ve Dilek
Küçük taşlar atıyorum suya Biri üzüntüm, biri endişem, biri azabım Sonra dilek geliyor yanıma Belki de ben onun yanına gidiyorum Dilek “Onları en uzağa at diyor” Gücümün yetmediğini hissediyorum Korkuyorum. Uzağa atmaya çalışıyorum, çalışıyorum, çalışıyorum… Ama bir yandan da bir şeyleri kaçırıyorum Taşın oluşturduğu o eşsiz dalgalar… Kocaman olup yayılıyorlar güzelim lagüne O kadar davetkâr yayılıyorlar ki Keşke bende yayılsam o sonsuzluğa Balıkçı selam veriyor dalgalarıma Ne de çok hikâye biriktirmiş Yılların vermiş olduğu bir yorgunluk üzerinde “Stresiniz yoksa gelin” diyor küçük tekneme -Bu şiiri geçen gün gittiğim İnciraltı sahilinden esinlenerek yazdım. Sınıf arkadaşımla oturup taş attık suya. O kadar taş attık ki bir nevi terapi gibiydi. Aramızda geçen bazı diyaloglar, oradaki kedi(arkadaşım “Dilek” ismini vermişti.), balıkçı tekneleri ve tabii ki benim içsel karmaşam çok kısa süre içinde bu şiiri yazmam da vesile oldu.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aksak İstanbul Hikâyeleri
Bazen, ara sıra her şeyin bir nevi nedeni olduğunu düşünürüm. Her şey sanki sihirli bir değnek gibi bir yerlere yerleşir. Hayatlar kesişir, bölünür, parçalanır ve biter gider… Ardından bir başkası gelir.
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
Alıntı
Belki de halim yoktu. Belki hiçbir hayatımda halim yoktu. Yani, belki de ben böyle biriyimdir. Bir denizyıldızı bütün hayatlarda denizyıldızıdır. Denizyıldızının uzay mühendisi olduğu bir hayat yoktur.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Alıntı
Pişmanlıklar kaybolup gitmezdi. Sivrisinek ısırığı gibi değildiler. Sonsuza kadar kaşınırlardı.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Alıntı