Şeytan, yarını sever ve Allah da, anı... Şeytan, "Yarın olsa da şu işi yapsam!" cümlesini, insan nefsinin tellerini tıngırdatmak suretiyle bestelemiştir... Oysa Allah, aynı niyet ve nizam disiplinini insanî hakikate “İşin anı ne ise anın işi de odur!" diye kodlamıştır. Bu sırra vakıf bir Veli bu sebeple diyor ki: "Yarın olsa da şu işi yapsam diyenler, bilmiyorlar mı ki, bugün de, dünün yarınıdır!"
Ve şükrü hiç bırakmayacağız. Gün doğuyor, güneşi göreceğiz, gün batıyor göreceğiz, akşam ezanını dinleyeceğiz. Bu arada günlük endişeler tabii ki olacak o hayatın ayrılmaz neşesi ve cilvesi. Yaptın yapamadın, geldin gelemedin ama o, derine inmeyecek.
Bizi tüm bu müfredat içinde kendimiz olarak bırakacak, kendimizle karşılaştıracak, biz de şuyuz dedirtecek, şuradan geliyoruz dedirtecek çaba, gayret, öz ne olabilir? Biz kendi kanonlarımızı, kendi büyük eserlerimizi çocuklarımıza ne kadar aktarabiliyoruz? Yunus'u Mevlana'yı Hacı Bektaş'ı çocuklarımız ne kadar bilerek yetişiyor? Oradan ezbere konuşabilecek bir şeyler söyleyebilecek kadar donanımlılar mı?
Vakit boşa geçmeyecek. Melekler madem ağzımızdan çıkan sözü kaydediyor, hayır kaydedecekler. Hayat bir medresedir. Ne öğrenirseniz burada öğrenirsiniz. Bu medrese, aleyhinize şehadet etmeyecek. Her geçen lâhza, ya zikirle, ya şükürle, ya fikirle geçecek. Bunu da yapmadınız mı, ibretle bakacaksınız kâinata... Gafil olmak yok. Kâinat kitabını gözlerimizle okuyacağız.