Unutmak, kişisel acılarımız için belki yaşama gücü verir ama toplumsal acılarda unutmak, ipimizi kendi elimizle cellâdımıza teslim etmekten başka bir anlam taşımaz.
Tek bildiğim, sesle, harfle, renkle, çizgiyle, şarkıyla, oyunla, bilimle, eylemle... bir saniye susmadan, bu cinneti onların ve dünyanın yüzüne çarpmaktır. Bunu yapmazsak, hepimiz bu kötülüğün kötü birer ortağı olmaktan öteye geçemeyeceğiz.
Her gün her evden gencecik bir çocuğun cenazesi kalkıyor. Her gün her evden bir kişi hapishaneye gidiyor. İçeride öldürdüklerimiz yetmedi, sınırların ötesinde düşman avına çıktık. Dünyanın aklının ortasına, gözünün içine yalan söylüyor, sonra da ezik ve küstah bir dik kafalılıkla bizi anlamadınız diye herkese hakaret ediyoruz.
Bir cinneti yaşıyoruz ama bunu yüksek sesle söyleyemiyoruz. Basın teslim alındı. Üniversite teslim alındı. Adalet teslim alındı. Eğitim teslim alındı. Siyaset teslim alındı. Sermaye teslim alındı. Halkın belkemiği bir kişinin diliyle dişi arasında, her gün bir yerinden daha kırılıyor.