Herkesin, başkasının acısına bakarak kendini rahatlattığı, başkasının sevincinden pay çıkarmaya çalıştığı bir bulanık zamanda ,üstüne titrediği her şeyi bana yüklenmişti.
Bildiği bütün türküler aşk üzerindeydi ama o söylemenin değil de dinlemenin erdem olduğuna inanmıştı.Bense,onun yerine de acı çeken çifte korkudan bir umut ıslığıydım. Ay ışığı, yağmur dalgınlığı ,ten kokusu ve evlerin solgunluğundan oluşmuş iki pencere gibi bakardık birbirimize.