Yaşamı böylesine severken,aklımın ve yüreğimin ömrüme attığı bunca düğümü kime,nasıl açıklayabilirim. Ben ZAMAN diyorum.İnsanın zaman karşısındaki küçüklüğünü ,anlamsızlığı ve umarsızlığını duyuyor musun?Söyler misin,ben şimdi neyi yücelterek kendimi seveceğim,varlığıma saygı duyacağım ,dünyaya tutunacağım?
Sevmek,özünde varolan büyük bağlanmaya karşı, insanı günlük ilişkilerin kişiliksizleştirdiği tutsaklıktan kurtaran en büyük özgürlüktür.İnsanı yalnızlığın hazinelerine götüren bir arınmadır sevmek.
Herkesin ,kibrit kutusu hayatını en büyük saydığı bir dünyada, bir genişlik tanımını hecelemeye başlarsın:Kendi dilini ve kültürünü unutmuş/unutturulmuş;bedenine bir günah ve ayıp merceğinden bakan;egemenliği altında yaşadığı dil ve kültürle her gün biraz daha kişiliksizleşen ;ancak gücün/güçlünün değerleriyle yaşayabilme hakkını edinebilmiş;farklılığını boğazında bir ip gibi gezdiren insanların oluşturduğu bir toplumda, özgürlük ve eşitlik, olsa olsa bir kırtasiye eşitliktir;inceltilmiş bir cezadır. Küçük düşürülmüş bir dünyadır bu,dersin.