Kimse yaşamadan bilemezdi elbet,nereye,neden giderse gitsin,tüm yolculukların insanı çocukluğuna götürdüğünü. Geçmişini bir mühür gibi gözlerinde ve adımlarında taşıdığını insanın.
Burada mutluluk kişiliksiz bir duyguyken ,uzaklarda acı bile yaşama bağlıyordu insanı. Durduğu yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa,parçalana parçalana gitmenin büyük doğruluğuna inandırmıştı kendini.