Ali Suavi, kendini, “tüfeğini kuran ve en yüksek makamdaki cehalete ve zulme nişan alan, onu devirmedikçe iki tarafa bakmak ihtimali olmayan” bir savaşçı saymaktadır .
Paris’e sığınan, akşama bir öğün yemeği nasıl bulacağı bilinmez bir Türk delikanlısının, bir yandan gazetesi ile uğraşarak, bir yandan koskoca resimli bir ansiklopedi çıkarmaya kalkışmasındaki cesaret, ancak inanmış bir inkılapçının aşkından ve şevkinden başka ne ile izah olunabilir ?
Yazarın dediği gibi bu bir macera romanı değil, Türk milletinin gerçek bir macerasıdır. İzmir ve tüm Ege’ nin kurtuluşunu kısa ve akıcı bir şekilde anlatan bir eser.