Durmadan koşturduğumuz, uğuruna kavgalar verdiğimiz, kırıldığımız, savaştığımız, güzel yaşamayı unuttuğumuz ve mutlu olmaya çok az zaman ayırdığımız hayatın sadece kısacık bir seyahat olduğunu kitap şu sözü ile Kafama demir yumruk gibi vurdu: "Gördüğü binlerce dönüm toprak ona yetmedi ama gömülmek için bir metrekare toprak ona yetmişti.” (Tolstoy)
Kemal sayar ve Saadettin Ökten’in Kitap haline getirilmiş bu söyleşisi muazzam. Söyleşi içerisinde kendilerinin muhabbeti kadar keyifli olduğunu düşündüğüm 20 ye yakın kitap ismi not ettim. Onlarıda okunacaklar listeme ekledim. Çok keyifli bir kitap, okunmasını tavsiye ederim.
Ailenin benim çok sevdiğim bir tanımı var: “Kişinin sadece kendisi olduğu için sevildiği yer.” Ne güzel bir tabir. İnsanın şu veya bu olduğu için, cebindeki para için, makamı, malı, mülkü için değil, sadece kendisi olduğu için sevildiği bir yer aile.
Özgürlüğün olduğu yerde, varlığınızda mündemiç -yeni tabirle içkin- yetenekleri sergileyebilirsiniz, o imkan elinizde var; özgür değilseniz o kısıtlamalar içinde varlığınız bastırılır ve onu yeterince izhar edemezsiniz, ruhunuz feraha çıkmaz. İşte o bastırılmışlık hissi neticesinde de nezaketsizlik ortaya çıkar.
Schopenhauer’in meşhur bi hikayesi vardır, oradaki kirpilerin yaşamlarından bahseder. Soğukta donan kirpiler, birbirlerine çok yaklaşırlarsa okları birbirlerine batıyor ve bu durum canlarını acıtıyor. Biraz birbirlerinden uzaklaşıyorlar ama bu sefer de soğuk kış gecelerinde üşüyorlar, dolayısıyla ısınmak için birbirlerine çok yakın durmak zorundalar ki donmasınlar. Biraz birbirlerinin sıcaklığını hissetmedikleri anda da donuyorlar.
Schopenhauer, bir telmihle insan ilişkilerinin buna benzedigini söylüyor.