“Kitaba karşı hemen hemen karşı konulmaz bir tutkum var; hiç durmadan okumak, öğrenmek, kendimi yetiştirmek peynir ekmek kadar kesin bir gereksinim benim için.”
Eser, 1950'de ingilizce basılıp, ingiltere ve Amerika'da çok satanlar listesine giriyor. Batı’da Türkiye’yi tanıtan önemli eserlerden biri sayılır. Yaklaşık 44 yıl sonra Türkçe'ye çevrilerek okurlarıyla buluşuyor. “Bir Türk Ailesinin Öyküsü” otobiyografik bir eserdir. Yazar, Osmanlı döneminin çalkantılı son yıllarını, Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması ile birlikte, kendi ailesinin yaşadığı statü kaybı, başlangıçta varlıklı ve saygın bir aile iken, savaşın getirmiş olduğu ekonomik krizle birlikte hızla nasıl yoksullaştığına değinir. İrfan Orga, bu dönemin toplumsal yapısını, savaşın toplum ve aile üzerindeki yıkıcılığını, bütün zorluklara rağmen ayakta kalabilme mücadelesini kendi ailesinin üzerinden çok samimi bir dille okuyucuya da aktarıyor. "Bu acılara nasıl dayandın?" diye sordum kitabı bitirdiğimde. "Ne hayatlar var.." dedirtecek kadar sarsıcı bir anlatıydı benim için. Kitabı bitirdikten sonra yazarın hayatını araştırdığınızda veya son sözlerdeki yazıları okuduğunuz da kitap daha da ayrı bir anlam kazanıyor. Muhtemelen bir süre bu kitabın etkisinde kalacağım. Okuyun okutturun.