“Birlik Konseyi üyeleri önümüzden geçerken, gözümü onlardan alamadım. Devamlı Contra’ya girdiklerinden ve en iyi klon bedenleri imal ettirmelerinden dolayı henüz yirmili yaşlarının başlarında görünen kusursuz yüzleri, nesiller öncesine dayanan soyluluklarını ilan eden özenle taranmış parlak sarı saçları ve sıradan hiçbir insanın sahip olamayacağı kadar derin, buz gibi yakan mavi gözlere sahiptiler. Birkaçının kırmızı dudakları belki de bir gülümseme niyetiyle kıvrılmıştı. Bedenleri güçlü ve sağlıklıydı. Yürürlerken hepsi sanki buradaki hiç kimsenin göremeyeceği kadar uzaklardaki bir yere bakıyorlardı. Ve o kadar güzeldiler ki. Bunlar ancak insanlığın eski zamanlarını anlatan mitolojik hologramların abartılı tasvirlerinde görebileceğiniz türden kusursuz yüzlerdi. Hangisinin en güzeli olduğuna karar vermek için duraksadım ama kısa sürede bunun imkânsız olduğunu anladım.”
“Maqlaan sorum karşısında ürperdi. “Hayır Simon, onlar hakkında fazla konuşmamalısın. Bu uğursuzluk getirir,” diye cevap verdi ve ayağını iki kez zemine vurdu. Fakat soran bakışlarımı üzerinden çekmeyince konuşmaya devam etti. “Hayır, Barbarları daha önce hiç görmedim. Hatta Birlik’te bile onları gören birileri olduğunu sanmıyorum. Kimse merhametsiz ve adaletsiz bir savaşın süregeldiği o uğursuz Titan gezegenlerine gitmek istemiyor. Ama gemilerinin hızlı, sayılarının çok ve kendilerinin de acımasız olduğunu biliyorum. Bazıları Barbarların somut bir bedene bile sahip olmadıklarını söylüyor. İnsan Tacı’nda, Barbarların saf bilinç ve enerji şeklinde olduklarını ve bu sebeple Titan ırkı gibi güçlü bir ırkın bile kendilerine karşı koyamadıklarına dair hikayeler anlatan bir asker tanımıştım.”
“Sıradan zamanlarda bile Kathras’tan çıkan bazı madenleri satmak için buradaki umut ve açgözlülük denizine girdiğimde oldukça kalabalık olan uzay istasyonları önünde bugün uzun gemi kuyrukları oluşmuştu.”