Gerçekten, düşünerek ve şüphelenerek geçirdiğim uzun ve monoton saatler hayatımın ne kadarını kapsıyordur? Kaç kış günü, közlerin batan güneşin soluk ışıklarında beyazladığı ateşin önünde kafam önümde oturdum?? Kaç yaz akşamını alacakaranlık saatlerde bulutların uçuşup kaçışmasını, buğdayların rüzgarla eğilmesini, ağaçların titremesini ve doğanın geceleyin iç çekmesini izleyerek geçiridim?