Birçok farklı eserden harmanlanarak yazılmış bu kitap gerçekten de adı gibi tuhaf bir hikaye. Bu tür eserlere fazla aşina olmasam da genel olarak okumak benim için keyifli oluyor. Bu kitaba başlamadan önce aslında şu eserleri okumak hikayeye bakış açınızı ve olayları yorumlama gücünüze gerçekten de iyi bir etki bırakır:
• Sherlock Holmes
• Dr. Jekyll ile Bay Hyde
• Frankenstein ya da Modern Prometheus
• Dr. Moreau'nun Adası
Birçoğu zaten adını sıkça duyurmuş, klasikleşmiş eserlerden.
Aslında bu kitap hakkında tam olarak nasıl bir çıkarım yapacağımdan emin değilim bazen sürükleyici bazen ise "acaba bütün bunları okuduğuma değiyor mu" diye düşündürüyor. Bazen olaylar heyecanlandırıyor ve meraklandırıyorken bazı ise sıkıntıdan patlıyorsun. Aslında bilim kurgu okumayı seven birisi olmama rağmen bazen olaylar çok uçarı bir hal alıyor. Kitabı okurken yazım dilinin ne kadar güzel olduğunu düşünüyorsun ama sonra araya hikayelerden bağımsız karakterlerin düşünceleri giriliyor ve bütün sihri bozuyor (bazen). Bazen hoş bazen tuhaf hissettiriyor, okurken çok sık arada kaldığım bir kitap oldu. Bunun dışında kitapta çok fazla geriye dönüş (flashback) sahnesi vardı. Bu ana konunun bütünlüğünü yer yer bozuyordu.
Ancak bu yazarımızın ilk kitabı olduğunu ve birçok konu birleştirilerek yazıldığını göz önünde bulundurursak (ki eminim bu o kadar da kolay bir iş değildir) hiç de fena değildi.
Kitabın sonlarına doğru bütün kızlarımızın Londra'nın serin havasında kendi odalarına çekildikleri kısım kitabın genelinin aksine çok minnoş bir hava veriyordu. Nedenini bilmesem de o an bana çok huzur verdi.
Sonuç olarak bence kitap okunmalı ve ona bir fırsat verilmeli. Bunu hak ediyor.
Diğer kitabını da en kısa sürede alacak ve devamını getireceğim.
Bir gece ansızın gizli bir tarikat tarafından aralarında Paris Louvre Müzesi müdürünün de bulunduğu 4 kişi öldürülür. Olay yerinde simgebilim uzmanı profesör Langdon'ın isminin yazması tüm şüpheleri üstüne çeker. Bütün bu olaylardan habersiz olan Langdon Paris'e iş gezisine geldiği gece ajanlar tarafından otelinden alınır. Kendisine bu hikayede yoldaşlık edecek olan kriptoloji uzmanı Sophie Neveu ile hem polisten hem de gizli tarikattan kaçarken bir yandan da Paris'ten Londra'ya tehlikeden tehlikeye koşuştururlar.
Ben bu kitapla Dan Brown'ın kalemiyle ilk defa tanıştım. Basit, anlaşılır bir yazım dili olduğu için kolay okunur bir kitaptı. Her sayfasında "acaba ne olacak" dedirttiği için kolay bırakılmıyor ve sürükleyiciliği her daim devam ediyordu. Bu da kitabı hızlıca bitirilebilir kılıyor. Okurken hep merak içinde kaldığım, yer yer heyecanlandığım ve sonunda beğendiğim bir kitap oldu.