Okuduktan sonra “ben ne okudum?” dedirten bir korku mangasıydı. Sürükleyici olduğu konusunda hemfikir olacağımıza eminim. Fakat bazı bölümlerdeki çizimler “korku” türünün hakkını fazlasıyla verdi. Heleki gece yarısı karanlık odanızda kitaba tuttuğunuz ufak bir ışıkla okuyorsanız…
• Hikâye, Yuma Azawa adında takıntılı bir lise öğrencisi ile küçük kız kardeşi Chizumi etrafında dönüyor.
• Yuma sürekli herkesten özür diliyor. Ancak bu özürler sıradan değil: O, şeytani bir güç yüzünden özür diledikçe insanların beyinleri ve bedenleri eriyip yok oluyor.
• Chizumi ise abisinin yanında gezen, ürkütücü, sadist eğilimleri olan bir kız.
• Manga boyunca farklı kısa hikâyelerde Yuma’nın “özür dileme laneti” ve Chizumi’nin rahatsız edici davranışları, çevrelerindeki insanlara korkunç sonuçlar doğuruyor.
Tür: Korku – psikolojik gerilim – grotesk
Temalar: günah, suçluluk, şeytani güçler, saplantı ve toplumsal korkular.
Küçük bir köşede tomurcuklanan bir aşkın hikayesi bu…
İki çekingen insanın arasında geçen tatlı bir aşk hikayesi okumak istiyorsanız bu Manga tam da size göre
| Yan karakterleri ön planda tutması, içine kapanık, asosyal insanların da duygularını belli edemeden içlerinde verdikleri aşk savaşlarını yansıtan bir hikayeye sahip olması ve eğlenceli karakterlere de yer vermesi seriyi daha güzel hale getiriyor.
Bu mangayı gece yarısı okumak gibi bir hataya düştüm. Sabah beni çok rahatsız etmeyen çizimler gece yarısı kalbimin neredeyse yerinden çıkmasına sebep oluyordu.
Okuduğum diğer mangalardan farklıydı.
Daha sürükleyici ve daha korkunç...
Her hikaye dağda geçiyor.
"Dağlar gizemle doludurlar."
1. Hikaye korkunç ve meraklandırıcıydı.
2. Hikaye korkunç değil fakat etkileyiciydi.
3. Hikaye korkunç ve düşündürücüydü.
4. Hikaye korkunç ve değil arasıydı.
5. Hikaye korkunç değil aksine duygu doluydu.
Çok beğendim.
Eserde Ahmet Bey'in Kalyopi adında 17 yaşında genç bir kızın başından geçen felaketleri dinlemesi sonucu, toplumun afaroz ettiği bu genç kıza elini uzatıp, hayatına dokunmasına..
Kalyopi'yi içinde bulunduğu çukurdan çıkarmak için verdiği mücadeleye şahit oluyoruz.
Durmak, insanları dinlemek, onları anlamak çabası..
Nadide, eşsiz, özel bir durum.
Severek okudum..
Henüz 17 YaşındaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,414 okunma
W. Shakespeare'dan okuduğum 2. Tiyatro eseriydi. İlki Romeo ve Juliet olmakla beraber bu eserden daha güzeldi. Fakat yine de kesinlikle tavsiye edebileceğim bir eser.
Helena'nın aşkı için yaptığı gurursuzluklar karşısında sinir geçiren tek ben değilim, biliyorummm.
Ayrıca oyunda Hermia için doğal bir aşka yer verilmişken Helena'nın aşkının Eros'un okuna ve aşk damlasına bakması beni kahretti.
Neyim ben Helena mı?
Sihirli annemde Eda'nın Tarık'ı kendine sihirle aşık etmesi gibi..
/ Tiyatro sevmiyorsanız lütfen işe Romeo ve Juliet'i okuyarak başlayın. O zaman nasıl keyif aldığınıza hayret edeceksiniz. Mükemmel.. /
Ve tabi yine söylüyorum bu eser de tek kelime ile çok güzeldi.