Gördüğünüz üzere, dünyanın en iyi üniversitelerine yine en iyi olanaklara sahip ailelerin çocukları giriyorlar. Fakir ailelerden gelip bu üniversitelere girenlerin oranı tüm ortalamada yalnızca %10. Oysa toplam nüfusun alt gelir grubu %60'lık bir kesimi oluşturuyor. Üstelik bu %10'luk gruba giren gençlerin potansiyeli, zengin ailelerden gelen gençlere göre muhtemelen çok daha yüksek. Harvard'ı fakir bir aileden gelerek kazanan çocuk, muhtemelen karşısındaki rakibi ile eşit şartlara sahip olsaydı, onu ezip geçecekti ancak özel derslerin olmadığı, beslenmesi yeterli olmadığı için zekasının rakibine göre düşük kaldığı, en ufak sorununda psikolog yerine muhtemelen annesinden ya da babasından azar işittiği bir ortamda ancak onlarla baş başa mücadele edebiliyor. Ama işin daha da acı yanı, her iki gencin başarısı eşit kabul ediliyor. Çünkü başarının tanımı herkes için eşit, oysa olanaklar için bu söz konusu değil.