Sena

Dünyevi bakış açısıyla hareket eden kimse, dünyayı kendine ait sanırken, bir yandan da kendini ona muhtaç ve mecbur hissetmektedir. Böylece kaçınılmaz bir biçimde dünyanın arkasına düştükçe doyumsuzluğu çoğalmakta, dünyaya karşı ihtirası artmaktadır. Bu bir açgözlülük kısır döngüsüdür ve aynı düzlem içinde kaldıkça çaresini bulmak imkansızdır. Müslümansa dünyaya müstağnidir. Dünyanın ardından koşmaz. Kendisini dünyaya mecbur, mahkum, muhtaç hissetmez. Dünyaya yüz vermediği için dünya onun ardından gider.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ey insanoğlu, sana ayırdığım rızkın tümünü sen tüketinceye kadar, o rızık seni arar bulur. (Hadis-i Kudsî)
AÇIKTAKİ GİZLİ PUTLAR
Bir putpereste, taptığı taşın ona zarar ya da fayda getirmeyeceğine onu inandırabilmek belki daha kolaydı. Fakat günümüzün putperestliğinde, insanın nefsinin derinliklerinden yakalayan öyle putlar oluşmuştur ki, insanı o putlara inanmaktan alıkoymak nefse güç gelebilir. İktisadi refah putlaştırılmıştır. Konfor putlaştırılmıştır...
AÇIKTAKİ GİZLİ PUTLAR
İyi bir “Kul” olabilmenin hakkını vermek: Bunun hakkını verebilmek için yapılması gereken şeyleri yapmak. Müslüman, öncelikle kendi içini (kafasını ve kalbini)her türlü puttan arındırmanın mücadelesini verme yükümlülüğünün bilinciyle karşı karşıya bulunuyor. Özellikle çağımızın getirdiği, “gizli putlar”söz konusu olunca, bu putlardan arınabilmek ciddi bir zihin ve kalp cehdini gerektiriyor.
“Ölmeden önce ölünüz” tavsiyesi, Batının haz felsefesinden ayrı bir alana çağırıyor insanı. Haz felsefesinde, ölüm hakikati bu dünyaya değer vermeye götürürken, İslam’da tersine bu dünyanın değersizliğini kavramaya yol açıyor. Ne gariptir ki, Bu dünya da, kendine değer verenlere hiçbir şey vaat etmiyor, fakat kendine değer vermeyenlerin arkasından koşuyor.