Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İslam, Müslümanları kâfirlere benzemekten men etmektedir.Bu, her Müslüman için genel bir hüküm mahiyetindedir. Giyim kuşamdan başlayarak yemek yeme tarzına, selamlaşmaya,beşeri ilişkilerdeki tavırlara kadar, günlük ve bireysel yaşantıdan toplum düzenini yöneten her çeşit kurallara kadar, İslami nasslara bağlı kalarak yaşamak, Müslümanları bir bakıma kâfirlere benzemekten kendiliğinden alıkoyar.Bu hükümlere bağlı kalarak yaşandığında Müslüman, kâfirlere benzemekten ve onlara özenmekten zaten kendiliğinden korunmuş olur.
Samimiyetle Müslümanlığını ortaya koymak isteyenlerde bile, İslam’ı kapitalizmle veya sosyalizmle bir arada düşünme eyleminin salgın halde bulunduğu günümüzde onu bu izm’lerden biriyle terkip ederek düşünmek neredeyse moda haline gelmişken, İslam’ı salt kendi bağlamı içinde düşünerek ona teslim olmak önemsenmeye değer bir olay sayılmalıdır.
Günlük konuşmalarımızda “din” diye bir ayırıma yer vermemiz,biz farkında olmasak da, bizim hangi zihniyete göre düşündüğümüzü ele verecek bir kıstastır.
Din kelimesi daha değişik sıfatlar olarakta kullanılmaktadır. “Din adamı” gibi, mesela “dini ibadetlerimiz” veya “dini günler” vs İfadelere de raslanmaktadir.Bir bakışta yanlışlığı hissedilmeyecek kadar örtülü olan bu ifadeler, dini, dünya işlerinden veya dünyadan ayrı gören bir telakkinin varlığını işaret etmektedir. Bütün bu çeşit ifadeler, terkipler, tamlamalar, bize Hristiyan Batı kültüründen geçme terimlerdir. “Dini ibadet” derken sanki dini olmayan bir ibadet biçimi varmış gibi veya daha kötüsü davranışlarımızın bir kısmı ibadet hükmünde, diğer bir kısmı ibadetin dışında kalıyormuş gibi bir izlenim uyandırmaktadır.