Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama anlamadılar çünkü onların din diye bildikleri küfürdü ibadet diye bildikleri günah...
Din zannettikleri,kitapta yazanlara harfiyen yerine getirmekti sanki yaradanın gönüllü kölelere ihtiyacı varmış gibi.
İbadet zannettikleri hoşgörüsüzlüktü,sanki yaradan nefretten hoşlanırmış gibi.
ve İnanç zannettikleri onların kurtuluş garantisiydi her iki cihanda,sanki yaradan tüccarmış gibi.
Her gün bir yerden göçmek ne iyi
her gün bir yere konmak ne güzel
bulanmadan donmadan akmak ne hoş
dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait
şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
(Mevlâna Celaleddin Rumî)
Annem de çok severdi bu şiiri ama "bulamadan, donmadan akmak" kısmına katılmazdı."yeryüzünün bütün suları bulanır,kış güçlüyse donar.Önemli olan bulanmamak, donmamak değil, akmaktır. Su akabildiği sürece yeniden temizlenmek umudu vardır.Kimse saf,kimse masum değildir.Yaşayan kirlenir; önemli olan saflığı masumiyeti yaşamın amacı haline getirmektir. Aslolan yaşamdır.Yaşam olduğu sürece saf olmak,masum olmak umudu da vardır."
Babam bu düşünceye karşı çıkmıştı "Suyun özü temizdir" demişti, "İnsanın özü de. Önemli olan,bunca kötülüğe, bunca zalimliğe, açgözlülüğe karşı özümüzü koruyabilmek.Dünyanın en zor işi bu.Dünya acımasızlık çarkı üzerinde dönüyor.Bizi o masum özümüzden uzaklaştırmak için hayat birbirinden parıltılı ilişkiler sunuyor: Yalanla, sahtekarlıkla, bencillikle cilalanmış ilişkiler. Nefsimizin iştahını kabartacak renkli oyuncaklar.Ruhumuzu köle edip aklımızı bedenimizin emrine sokmak için.İşte buna karşı uyarıyor bizi Mevlâna. Ve kirlenmemiş olana, bulanmayana, donmayana övgü düzüyor."
.
.
.
.
.
.
(Biraz uzun bir alıntı oldu fakat kitabı okurken çok beğendim bu kısmı ve duvarımda olmasını istedim )