"Tanrı'nın Sevgi, Bilgelik ve Güç olduğuna inanıyorlardı diyorsun?"
"Evet Tanrı bunların hepsidir."
"Ve böyle Tanrı'nın yeni doğmuş bebekleri ateşe atacağına mı inanıyorlardı? Sonsuz bir ateşe hem de?"
Burada gördük ki çevre üzerindeki hayat baskısı, cinsiyet gözetmeksizin insan beyninde yaratıcı tepkilere sebep olurmuş, dahası, farkındalık sahibi bir anne, çocuğunun iyiliği için sınırlara aldırmadan planlar yapar ve bu planları uygularmış.
İyi ile kötü arasındaki esas zıtlık hakkında hiçbir fikirleri yoktu, onlara göre hayat gelişim demekti, onları mutlu eden şey gelişmekti; ve gelişmek, onların aynı zamanda göreviydi.
Çocukluklarında bile eksikleri ya da yanlışları yüzlerine bir günahmış gibi vurulmuyor, bir hata ya da yanlış bir hamle diye açıklanıyordu, tıpkı bir oyun oynuyorlarmış gibi.