Çok merak ediyorum:
Cornelius Fudge, Lord Voldemort'un dönmüş olmasına inanmadığında Dumbledore neden düşselini kullanıp Harry'nin anılarını ona göstermedi?
" ... Ben ona inanmasam da, kitabın son kısmı kendine inandı. Bu bölüm, benim reddettiğim şeyi biliyordu..."
İlk üç bölümü çok güzel, dördüncü bölümü ise mükemmel olan bir şaheser.
Sadece dördüncü bölümü okurken insanlığın kısa tarihini okuyormuşum gibi hissettim desem yeridir.
İnanç, sevgi, öğrenme arzusu ve özgürlük tutkusu çok güzel anlatılmış. Bunların yanı sıra, geçmişten günümüze, insanlığın en büyük hastalığı olan 'kutsallaştırma' olgusuda çok güzel aktarılmış.
Aslında kitap yayınlanırken dördüncü bölümü eklemeyi gerekli görmemiş Richard Back, çünkü ilk üç bölümün yeterli olacağını dördüncü bölümün ise hikayeyi tamamen boğacağını düşünmüş. Ama yıllar sonra, tesadüf eseri, dördüncü bölümü bulduktan sonra öyle yayınlanması gerektiğini anlamış.
Okumaktan pişmanlık duymayacağınız, güzel eserlerden biri olduğunu açık yüreklilikle söyleyebilir hatta okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Kitapla ilgili pek çok şey yazmak istiyorum ama bunu yaparsam asla sonu gelmez.
Ne umutlarla başlamıştım kitaba, nasıl bir hayal kırıklığı ile bitiriyorum, inanın anlatamam.
Evet kurgusu, olay örgüsü ve kalemi gerçekten iyi. Mite farklı bir bakış açısı ile bambaşka bir hava katmış Miller, bu inkar edilemez. Ama hiçbir şey o sonun kötülüğünü yok edemez. Bir arkeolog olarak böyle bir sonu kabullenebilmem mümkün değil maalesef.
Keşke mitolojik hikayenin sonuna es değer bir son yazılsaymış. Öyle çok daha iyi olabilirdi. Benim nezdimde böyle bir son tüm kurgunun büyüsün silip attı çünkü.
Kitap için söylenecek çok fazla kelime var aslında ama benim literatürümde o kadar kelime yok. İnanılmaz duru, akıcı ve eğlenceli, okurken kendimden geçtim desem inanının abartmam.
Kitabın içeriğiyle ilgili çok fazla bilgi vermek istemiyorum açıkçası çünkü merak etmenizi, alıp okumanız, ufkunuzu genişletmenizi ve üstünde yaşadığımız bu topraklara bambaşka bir gözle bakmanızı istiyorum. Çünkü kitabı okurken daha ilk bölümden Anadolu'ya bakışınız değişecek.
Üç bölümden oluşuyor kitap. Üç bölümün de zaman aralıkları farklı. Üç bölümün de baş kahramanları üç farklı kadın. İlk bölüm, Vanessa Kraliçesi Antahsum ile Hitit Dönemi aktarılıyor. İkinci bölüm, Evenüs'lü Mahmure ile Selçuklu Dönemi. Üçüncü bölüm de, bize bu iki güzel kadının emanetlerini bulup aktaran Arkeolog Çiğdem Kızılırmak ile günümüz. Tarihi bilgilerle birlikte, dünden bugüne, kadının dünyadaki varlığınıda anlatılıyor bizlere.
Dilerim ki en kısa zamanda bu güzel eserin izleri, zihinlerinize birer tomurcuk olarak düşer. Şimdiden keyifli okumalar :)
Kitabı bitirip kapattığımda aklımdan geçen şey 'geçmişiyle lanetlenmiş kimse özgür değildir' oldu.
Yazar kısmen size aşk için aşktan vazgeçebilir misiniz sorusunu sorup vereceğiniz cevaba göre hikayenin sonunu size bırakıyor.