Zeynep Koç

iyi geceler .)
Bütün hallerinde ilim,edep ve takva üzere ol.Ehl-i sünnet ve'l cemaât yolundan git.Cahil kimselerden var gücünle kaç.Sakın cahil sûfî olma. Abdülhâlik-i Gücdüvâni hz(ks)🌹
Tasavvuf ve Din
Reklam
Hayırlı iftarlar :)
"Allahumme inneke afuvvun tuhibbul afve fa'fu anni." Allah'ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin.Beni de affet!'' (Tirmizi, Daavat 84.)
Tasavvuf ve Din
*Dünyadan uzaklaşmak*
Nist ez merdî acûz-i dehr râ geşten zebûn Zen ki fâik geşt ber şüher be ma'na şüher-est [Bu devran bir kocakarı gibidir,ona aldanıp mağlup olmak insan-ı kâmilin düşeceği hatalardan değildir;zira kocasına galip gelen kadın,hakikatte erkek gibidir,koca gibidir.] Şerh: Ferîuddin Attâr hazretleri,Pendnâme'sinde şöyle der; "Dünya denilen kocakarı süslenmiş gelin gibidir,her iki günde başka bir koca ister.Kocasının yanında güler,arz-ı muhabbet eyler,sonra bir diş yarasından onu helâk eder.İkbal sahibi olan kişi,dünya denilen bu kocakarıdan uzak olur,ona sırtını döner ve onu üç talâkla boşar. Ferîuddin Attâr,Pendnâme,s.26 Dünyanın vefası yoktur,önce insana tatlı yüzünü gösterip mutluluk vadeder,sonra kendisine bağlananı yarı yolda çaresiz bırakıp yoluna devam eder. İnsan için misafir geldiği dünya hayatı,nefsi besleyen iltifatlarla doludur.Ancak dünya,verdiğini çabuk geri ister.Bir zaman insanı sırtına alıp göklere çıkarır,bir zaman da gelir ayakları altına alıp toprağın içine iter.İşte dünyanın bu vefasızlığındaa aldanmamak için,ölümün bir gün geleceğini unutmamak gerekir.Allah Teâlâ âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz(kuvvetini alırız).Hiç düşünmüyorlar mı?" (Yasin 36/68). İnsan,ruhuna ceset giydirilmiş bir ölümlüdür.Gün gelir ceset çıkarılır ve ahiret kapısı olan kabir yolculuğu başlar.Bu yolculukta,kişi dünyada yaptığı amelleriyle başbaşa kalır,kötü işler yapan kimse nedâmet çeker.. Güzel işler yapan kimse de feraha kavuşur.... Kâmil kimselerin kalpleri uyanıktır ve her an zikir halindedir.Onlar,dünyanın cilvelerine ve süslerine takılmazlar ve daima Allah'ın rızasını ararlar.Seyru sülûk ehli olanlar manevi temizlikle geçici boş heveslere aldanmazlar ve doğruluğu emredip kötülükten alıkoyarlar.Mevlânâ
Tasavvuf ve Din
Mevlânâ hz.leri Mesnevî'sinde şu hikâyeyi anlatır:
"Bir gemide bir derviş vardı.Erliği ve yiğitliği kendisine arka yastığı yapmış,ona dayanmıştı.Gemide bir kese altın kayboldu.O,uyuyordu.Herkesi aradılar. Biri onuda gösterip, 'Bu uyuyan yoksulu da arayalım' dedi.Para sahibi derdinden onuda uyandırdı ve, 'Bu gemide bir kese kayboldu.Herkesi aradık,bu arayıştan sen kurtulamazsın.Hırkanı çıkar,soyun da senin hakkında kimsenin şüphesi kalmasın' dedi.Derviş, 'Ya Rabbi,şu aşağılık kişiler,kulunu töhmet altına alıyorlar,fermanını eriştir' dedi. Dervişin gönlü dertlenir dertlenmez hemen denizin her tarafından,yüzbinlerce balık baş çıkardı.Her birinin ağzında bir inci vardı.Ama ne inci? Her tanesi bir memleket haracı.Allah'tan geliyor,elbette eşi bulunmaz.Derviş gemiye bir kaç inci atıp fırladı,havayı âdeta kendisine bir taht edip oturuyordu.Padişahlar gibi tahtının üstüne bağdaş kurup kuruldu.O,havanın yücesinde,gemi de onun önünde! Dedi ki; 'Yürüyün,gidin.Gemi sizin Hak benim,yoksul bir hırsız sizinle bir arada olmasın! Bakalım,bu ayrılıktan kim ziyan eder? Ben hoşum,Hak'la çift,halktan tek! O,ne beni hırsızlıkla töhmet altına alır ne yularımı bir gammaza verir!' Mevlânâ Celâleddin-i Rumî,Mesnevî,II,s.426-427
Tasavvuf ve Din
Gav-sı Sânî (k.s) hazretleri şöyle buyurmuştur:
 “Zikir kalbin gıdasıdır;gıdasını almayan kalp zayıflar, sonra ölür. Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanır, manen hayat bulur.Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir.Bu nedenle, insanın içinde kalp,nefis ve şeytan devamlı mücadele halindedir.’’   Allah Teâlâ'yı zikir kalbin hayatıdır, tadıdır, ilâcıdır, gıdasıdır, cilâsıdır. Zikirsiz kalp zayıflar, hastalanır, kararır, kapanır, katılaşır, sonunda ölür. Bu halden yüce Allah'a sığınırız. el-Hakaik ani't-Tasavvuf, s. 130-234.   Allah Teâlâ’nın lütfü keremiyle,sadatların himmet ve bereketiyle, yoldaşımızın şeytan olmaması için her daim Allah Teâlâ’nın zikriyle meşgul olmamız niyazı ile. Âmin ...
Tasavvuf ve Din