Sentinus

Bak Nava, aslında o filleri orada tutan ipler değil, akıllarındaki koşullanma. İşte bu yüzden bilgi önemlidir. Eğer bir şey yapabileceğini düşünürsen, aslında bu mümkün olmasa bile yapabildiğini görürsün. Eğer yapamayacağını düşünürsen, o zaman da çoğunlukla yapamazsın, çünkü yapmayı denemezsin bile.”
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Laplace evrenin deterministik olduğunu varsaydığı için, biri eğer fizik kurallarını ve bir an için evrendeki her şeyin konumunu bilirse, o kişi olan her şeyi bilebilir ve gelecek tüm tarihi de bilebilir diyor.”
Her bir olay zincirin bir halkasıydı, onu bu ana kadar getirmişti. Böyle olayların olmasının olasılığı neydi acaba? Binde bir? Milyonda bir? Milyarda bir? Böyle bir şey asla hesaplanamazdı. İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu
Bu karmaşıktan da öte... Çünkü sonsuz. Bu sonsuzluk, her yöne aynı anda uzanan, dolambaçlı bir yol; bir yoldan daha çok bir boyut gibi. Ama bu boyut tek değil ki. Yüzeyini oluşturan sonsuz sayıda nodun her birinde bir başka boyut daha var; o da sonsuza dek uzanıyor, kendi çevresinde dönüyor, dolanıyor, sürekli, sonsuz... .... Baktı. Nereye baksa, her şey her yerde olduğu için, o da orada. Onu her şeyden ayırmaktı güç olan. Sonra onu görüyor, işte orada... Ama tek olarak değil, bir milyon, bir milyar. Bir çoğu aynı, bir çoğu farklı... En küçük ayrıntıdan en büyüğüne kadar.
Ama sonrasında her şey değişmişti. Değişikti. Çam parçacıkları farklı yönlerde yayıldı, çünkü artık insanlara saplanmamıştı, camın önünde insan yoktu artık... Artık yoktu demek yanlıştı. Şimdi yoktu. Şimdiki şimdi değildi o gördüğü. Başka bir şimdiydi. Olabilecek, ama olmayan bir şimdi, şu an....Kelimeyi söyleyecekti; önsezi, öngörü.