İnsanları görüyorsunuz; kitap okumuyorlar,
düşünmüyorlar, bu denli geçim sıkıntısına batmış bir insanlığın
gözlerini ayaklarından kaldırıp ufka dikmesini beklemek yetersiz
bir umut değil mi?”
Kendinden utanç duyan insanın yaşanabilecek bir hayatı olmaz.
Çünkü her hareketinin hesabını yapar, her söylemi tiksinti uyandırır kendisinde. Ve yaşamaz, utanmaktansa köşede kuytuda beklemeyi yeğler.
“Tam olarak bilmiyorum aslında” dedi. “Sadece, yaşayabilmek istiyorum…” Durdu, demek istediği şey bu değildi. Hızla değiştirmeye çalışarak “Yani, kendim gibi yaşayabilmek demek istedim.”
Geç kalmıştı. Zamanın sessiz yankılarını işitmemişti kulakları. Tüm çağların ve tarihin ve milyar yılların ve sonsuz bir evrenin durağanlığı içinde yakalayamamıştı zamanın dökülen kanatlarını...