Kozet de farkına varmadan değişiyordu. Zavallının o güne kadar sevdiği kimse olmamıştı. Annesinden ayrıldığında öylesine küçüktü ki, onu hatırlamıyordu bile. Büyümek için etrafında bulduğu her şeye sarılan sarmaşıklar gibi birisine dayanmak, birisini sevmek istemişti fakat çevresinde kimse ondaki bu ihtiyacı karşılayamamıştı. Böylece kimseye bağlanmayan ve kimsenin sevmediği Kozet’in de kalbi bir buz parçası gibi donmuştu.
Fantin ekmek parasını çıkarabildiğini görünce, birden kendisini büyük bir sevince kaptırdı. El emeğiyle dürüst bir şekilde yaşayabilmek ne kutsal bir nimetti…Çalışma hevesine tutundu. Geçmişte üzüntü veren olayların bir çoğunu unutmuştu. Unutmak ne güzel şey.