Victor Hugo'nun başyapıt eserlerinden birisi. Hatta en çok okunan eserlerinden biri. Bu kitabı okuyalı uzun bir süre olmasına rağmen üzerimde hala etki bırakmış olması ne kadar kaliteli bir roman olduğunu gösteriyor. İlk okuduğumda çok etkilenmiştim. Bana roman okumayı sevdiren eserlerden birisi oldu. Herkesin ömründe bir kere okuması gereken bir başyapıt olduğunu düşünüyorum.
Fransız edebiyatının en önemli romanlarından birini yazan Victor Hugo'nun, sefalet ve ona eşlik eden evrensel değerleri ustaca kaleme aldığı 19. yy başyapıtıdır. Ateşli bir demokrasi ve Cumhuriyet yanlısı olan yazar cesareti ve ileri görüşlülüğünü şu sözlerle yansıtmış; "Yeryüzünde yoksulluk ve bilgisizliğin egemenliği sürdükçe, böylesi kitaplar gereksiz sayılmayabilir."
Bir zamanlar yaşamak için ekmek çalan bir insanın, hırsızlık gibi yüz karartıcı bu suç karşısında kürek mahkumu olmasını ve geri kalan hayatında da bunun ağırlığı altında ki yaşamını konu alıyor. Ailesini doyurmak için yalnızca bir ekmek çalan biri kürek mahkumiyetini hak eder miydi? Toplumun suçluları içinde barındırmak istememesi ve görmezden gelmesi toplumu korumak mı demekti? Sefilliğin sadece yoksula özgü olmadığı, kendi evladı olmayan çocuğa eziyet eden hancı da, dindar bir dedenin torununun özgürlüğünü kısıtlaması ve dayatmaları da, insanların duygularıyla oynayarak kandıran dilenciler de bunun birer parçası olmakta. Sefilliğin asıl adalet ve hukuk sisteminde olduğu, damgalanmanın insana aciz hissettirdigi ve çaresizliği tattırdığı olayları sık sık görüyoruz. İç içe geçmiş bu duygu selinde günümüzdeki olayları ve global sorunları benzetmemek elde değil. "Bir zamanlar zalim kaderine rağmen yaşıyordu. Şimdi uyuyor.."
SefillerVictor Hugo · Mavi'nin Not Defteri Yayınları · 2017105,2bin okunma
Öncelikle en az 3 kez ama hayatınızın farklı dönemlerinde (çocukken ,ergenken ve erişkin olunca) okumanızı tavsiye ederim ki her okumada aslında farklı bir kişilikle okuyacaksınız ve kitabı her okuduğunuzda ilk kez okuyormuşsunuz hissine kapılacaksınız .Çünkü farklı dönemlerde farklı kişiliklere bürünürüz,değişip dönüşürüz.Bu kitap da her okumada farklı bir algı yaratan ve okudukça özü açığa çıkan bir kitap .Ayrıca içerik olarak özellikle günümüz insanının trajikomik durumunu gözler önüne seriyor farklı bir tarzla.Hayat içinde hayat olduğunu ve birinin felaketinin aslında başka kimsenin yüreğinde en ufak bir acıma hissi bile uyandırmadığını ,kaybolursan yolu kendin bulman gerektiğini ve en önemlisi de "Şartlar nasıl olursa olsun ya da kime nasıl dönüşmek zorunda kalırsan kal içindeki merhameti kaybetme ,kendini kaybetme çünkü insansın sen.." sözünü kafamda yankılatan bir roman.
Unutmadan GİTMEK ZORUNDA KALIRSAM BENİ ÖZÜNDE İYİ BİRİ OLARAK HATIRLA.ÇÜNKÜ İNSANIM ÇÜNKÜ İNSANSIN ÇÜNKÜ İNSANIZ..
SefillerVictor Hugo
Klasik romanı 1800'lü yılların Fransa'sında Jean Valjean adlı bir köylünün yaşadıklarını anlatır. Kitabı okurken baş kahramanlardan olan ,kimi zaman Cosette'yi. Marius'u hatta Fantine'yi zaman zaman övdüm. Jean Valjean'ı neredeyse tamamında hep şaşkınlıkla izledim.Bir insan nasıl bu kadar iyi olabilirdi? Ekmek çalmasından ötürü kürek cezasına çarptırılan, Ailesinden geriye kimseyi bulamayan bu bahtsız adam nasıl olurda koca şehri kalkındırır ve hiçbir akrabalık bağı olmayan bir kızı bu denli hayatının merkezine koyar ve herşeyi onun için yapardı? Ve kızı yuvadan uçarken de onun eşine gidip kendini yaptığı bunca mükemmel şeylere rağmen bir hatasıyla anlatabilirdi? Biz insanlar yaptığımız şeyleri çoğu zaman insanların gözüne sokarken, Sevgili Jean nerdeyse hep kendine saklıyor güzel kalbini. Kitabın sonu hüzünlü bir mutluluk yaşattı bana iyi ki okudum dedim! Yoksulluğun, adaletsizliğin, gelir eşitsizliğinin insana nasıl acılar çektirdiğini sarsıcı bir dille anlatan bu kitap Victor Hugo'nun en önemli eseridir.
Hugo, dul ablası ve onun çocuklarını doyurmak için ekmekçiden ekmek çalan bir adamın yakalanması sonucu tersanede kürek mahkumluğu yapan bir mahkumun başından geçenleri anlatıyor. Firar girişimlerinden, yakalanıp her eziyete karşı göğüs gerdiğinden ölmediği için tehlikeli kişi kağıdı ile hapishaneden ayrılan bir mahkûm. Hayatın sefillere karşı acımasız olduğunu, suçsuzların suçlulardan daha da suçlu olduğunu bana gösteren bir kitap oldu. Tabi bu konuların arasında saf bir aşk konusu da yer alıyor. Keyifle okuyup bitirdiğim bir klasik eserdi.
.
.
.
“Şimdi ucuz ne vardır? Her şey ateş pahası! Yalnız dünyanın kederleri ucuzdur…”
“-Çünkü, sevgili kızım, rahat zamanında kuru ekmekle yetinemeyen çile zamanında açlığa dayanamaz…”
“Tanrı, birbirini lekesiz bir aşkla seven iki genci ayırmayacaktır…”
SefillerVictor Hugo · Mavi'nin Not Defteri Yayınları · 2017105,2bin okunma
Bazen akıcı bazen de sıkıcı bir kitaptı ama bu kitabı okumayan ise çok şey kaçırır diye düşünüyorum...
Yeğenleri aç kalmasın diye ekmek çalar ve hikayesi böyle başlar. İlk başta 5 yıl kürek cezası alır firar ettiği için cezası toplam 19 yıl olmuştur. Cezasını çekip dışarı çıktığında bambaşka bir dünya ve yine zorlu bir hayat onu bekliyordu daha sonra Mösyö Madeleine ismini alıp daha iyi bir insan olur ve etrafındaki insanlara yardım eder. Dünyadaki insanların ne kadar acımasız olduğunu ve gerçekleri anlatıyor.
SefillerVictor Hugo · Mavi'nin Not Defteri Yayınları · 2017105,2bin okunma
(İnceleme ve özet) Dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biridir Sefiller. Romanda yoksulluk, ahlaksızlık ve umutsuzluğu konu edilmiş. Jean Valjaen ekmek çaldığı için hapse giriyor. Serbest bırakıldıktan sonra toplum tarafından dışlandığı için başka bir kimlik alıyorr. Oysa dışlanmasını gerektiren bir şey yok ortada. Çalışıp cabalayıp zengin oluyor ve belediye başkanı seçiliyor. Ancak geçmişi onun peşini bırakmıyor. Bir polis müfettişi tarafından sürekli takip ediliyor.
SefillerVictor Hugo · Mavi'nin Not Defteri Yayınları · 2017105,2bin okunma
Son derece sıradan görünüp içine girildikçe derinleşen, kalitesini hissettiren bir eser. Alçakgönüllüğün masterını yapmış olan bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.
SefillerVictor Hugo · Mavi'nin Not Defteri Yayınları · 2017105,2bin okunma
Jean Valjean kürek mahkumiyetinden kurtulup kendine yeni bir hayat kurmaya çalışırken, polis müfettişi Javert'in onu yakalamaya çalışması, Jan Valjean'ın Cosette'i koruması, ona babalık yapması, Marius'u sevmesi ve Fransız İhtilali sırasında Paris anlatılıyor.
Sefiller kitabını çok beğendim klasik olmayı sonuna kadar hak eden bir kitap. Bu kitabı daha önce okumamanın pişmanlığını hissediyorum. Kesinlikle tavsiye ettiğim kitaplarım arasında ilk sırada. Lütfen okur musunuz ?
SefillerVictor Hugo · Mavi'nin Not Defteri Yayınları · 2017105,2bin okunma
Eser için söylenecek o kadar çok söz var ki incelememi yazarken yazılarımı toparlamak için günlerimi vermem gerekti.
Bu eseri uzun bir tren yolcuğu gibi düşünün, koltuğunuza oturmuş pencerenize yansıyan manzarayı izliyorsunuz. Yolculuğunuz içerisinde birçok durak olacak, her durağınızda ayrı bir yer görecek ayrı bir duygu yaşayacak ayrı birşeyler öğreneceksiniz. Kimi zaman tarihe tanıklık ederken kimi zaman yaşamın en acımasız noktalarını soluyacaksınız. Yeri gelecek toplum denen olguların en kötümser yargılarını hissedecek yeri gelecek insanlığın manasını arayacaksınız. Hepsi bu kadarla bitmeyecek uzun düşüncelere dalacak ve birçok şeyi sorgulayacaksınız...
O halde lokomotifi çalıştırıp bu elzem yolculuğa çıkmak için incelememize geçelim.
Hugo eserinde birçok konuya değinsede özellikle altını çizdiği meselelere eser içerisinde ayrı bir yer tutmuştur.
Bu sebep ile öncelikle ilk duraklarımızı eserin ana konuları üzerinde yapacağız
1. Durağımız: Dönemin Mevcut Kilisesi (Ruhban sınıfı) ve Aristokrasi içerisindeki Nepotizm olgusu, seküler bir bakış açısıyla eleştirilmiş. Eleştirinin hikaye içerisindeki entegrasyonu ise eleştirilecek olguya istinaden yaratılan anti karakterler ile yapılmıştır. Merak etmeyin incelememizin ilerleyen kısımlarında tüm karakterlere değineceğiz.
Ek bilgi:
Martin Verga Tarikatı dönemin dinsel yobazlık mevcudiyeti için önemli bir örnekleme olmuştur. Her ne kadar dönemin kilisesi eleştirilmiş olsa da ağırlıklı olarak Hristiyanlık misyonerliği de anti karakterler ile yansıtılmış.
2. Durağımız: Tarihsel Vurgular
Özellikle Fransız Devrimi Sonrası Mevcut Durum Yani Monarşi - Cumhuriyet arası mekik dokuma dönemine büyük bir yer ayrılmıştır. Bu noktada yazarımız bizlere siyasi görüşünü yansıtmıştır. Gençliğinde şiddetli bir kral yanlısı olsa
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.