Fox hapishaneye dayanamıyordu. Ona göre, bir adamı ömrünün sonuna dek küçük bir kafeste tutmak ama televizyon vasıtasıyla dış dünyaya göz atmasına izin vermek, onu hemen öldürmekten daha az insancıldı. Onu şaşırtan etrafındaki hücrelerdeki insan sayısı olmuştu. O kadar bakıma muhtaç hale gelmişlerdi ki dışarıdaki dünyayı deneyimlemeye dair en ufak bir arzuları kalmamıştı. Hatta yaşlı mahkumlardan biri ona, bir gün hapishanenin kapıları açılsa dahi, mahkumların yüzde doksan dokuzunun parmaklıkların arkasında kalacağını söylemişti. Ama Fox değil. Bir tür zombi gibi ölüp gitmeyecekti.