Acı dediğin taş, insan dediğin su gibidir aslında. Taşın üstünden kayar gider, toprağa karışır. Taşa her vurduğunda acır canın. Ama toprakla buluştukca acın azalır. Topraktayken acıdan eser kalmaz. Su toprağı yaşatır, toprak suyla bereketlenir.
Öyle ya, ağlamadan eksilmiyor, eskimiyordu acı. Ağlamak o taştan acının üzerine pat pat vurmasıydı insanın. O taştan acıya vurup, toprakta yeniden hayat bulmasıydı.