Çağın Bulaşıcı Hastalığı Affluenza
Toplumun büyük kesimi, daha fazla parası olduğunda daha mutlu olacağına inandırıldı ve hayatının merkezine neye ihtiyacı olduğunu değil, neyi istediğini yerleştirerek sorgusuzca tüketti, sistemin kölesi haline geldi. Köleleşen toplum daha fazla tüketebilmek için daha fazla kazanmalı ve dolayısıyla parayı hayatının merkezine koymalıydı ki öyle de oldu nihayet maddeperest bir toplum için mutluluk hayal oldu.
Çağın Bulaşıcı Hastalığı Affluenza
Sahi acı olmasa tatlıyı, korku olmasa cesareti, hastalık olmasa, cesareti, hastalık olmasa sağlığı nasıl bilebilirdik? Her şeyin zıddı ile var olduğu bu dünyada, mutsuzluk olmasa mutluluğumuzun nasıl farkına varabilirdik? Mutsuzluk hali bu kadar korkulacak bir şey mi ki bu hissin tesiri ile çizime kapandığımız her an tüketerek dışarı açılmaya çalışıyoruz? Anlamlı bir mutsuzluğu, anlamsız şeyleri tüketerek bastırmanın manası nedir?
Çağın Bulaşıcı Hastalığı Affluenza
Esasen hepimizin istediği tek birşey vardı, mutlu olmak. Ancak mutluluğun da tükenebilir birşey olduğunu unuttuk. Daha doğrusu unutmaya zorlandık. "Sürekli ve daima mutlu olmalısın," cümlesinin baskısı ile mutsuzluğumuzu bastırmaya çalıştık. "Kendini mutlu etmeye ve ödüllendirmeyi öğrenmelisin. Sen her şeyin en iyisini layıksın. Canın ne istiyorsa onu yap, onu al ve onu tüket!" Söylemlerinin etkisiyle mutsuzluğumuzun yüzüne, sahte gülüşlü tüketim maskelerini taktık.