Serâzâthanım

Tanrı elçileri neden hep "Kişiye günah olarak, kardeşini hor görmesi yeter." demişlerdir, hiç düşündünüz mü? Çünkü çok esrarengiz bir duygudur bu; elle tutulmaz, gözle görülmez, oldukça kaygan, fevkalâde gri, soyut ve sisli bir duygudur.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hâbil ile Kâbil zamanında dindarlar ve laikler var mıydı? Sağcılar ve solcular? Kapitalistler ve sosyalistler? Gelenekçiler ve modernistler? Hatta ve hatta Hristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler, Hinduistler, Budistler, deistler, ateistler var mıydı? Ama biz vardık! Şeytan vardı! Şeytani düşünme biçimi vardı!
Kitap Alıntısı
Tanrının muradı, bu farklılıkların insan tarafından, bir çeşitlilik, bir zenginlik, bir tanışma bir dostluk vesilesi olarak algılanmasıdır. Bizim özel gayret sarf etmemiz gereken ikinci aşama, tam da burasıdır işte biz, karşılaştırma neticesinde ortaya çıkan farklılıkları, insanın, asla çeşitlilik, zenginlik ve dostluk vesilesi olarak algılamasına izin veremeyiz, biz bu farklılıktan, insanın, bir üstünlük aşağılık, bir güzellik çirkinlik, bir haklılık haksızlık, hatta bir iyilik kötülük iddiasında bulunmasını, üçüncü ve son aşama olarak da, bu iddiadan mutlaka bir kıskançlık ve düşmanlık üretmesini sağlamak zorundayız.
1800'lerden itibaren, Sanayi Devrimiyle birlikte, insan-lar, Tanrı'nın yarattığı doğadan, kırlardan, köylerden, tasa-rımını bizim gerçekleştirdiğimiz modern kentlere doğru, büyük kitleler halinde göç etmeye başladılar. Yaklaşık iki yüz yıl süren ve etkileri itibariyle Kavimler Göçünden hiç de geri kalmayan bu büyük göç sayesinde, eşzamanlı ola-rak, imparatorluklardan ulus devletlere geçişin de kolaylaş-tırdığı bir sosyoekonomik düzlemde, fabrikalarda ve devlet kurumlarında köle olarak istihdam edilen bu insanlar (ki onlar kendilerine işçi ya da memur demeyi tercih ediyorlar-dı) farkına bile varmadıkları çok büyük bir zihinsel değişim yaşadılar ve bu yapay kentlerde, bu modern metropoller-de, tanımını bir türlü yapamadıkları bir tür soyut tutsaklık içerisinde yaşamlarını sürdürmeye başladılar.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı