Tıkır da tıkır,
tıkır da tıkır...
İşliyor zamanın devasa çarkları.
Biz ki demiri eritenlerin,
karanlığı ışığa çevirenlerin soyundanız.
Yürümek,
dostların arasında,
omuz omuza,
güneşe doğru yürümek...
Ve duymak ayak seslerini arkamızdan gelenlerin!
Bak dinle,
şehirler homurdanıyor,
fabrikalar dumanını savuruyor gökyüzüne.
Bu gelen bizim sesimizdir,
bu gelen toprağın, çeliğin ve emeğin şarkısıdır.
Yıkılacak elbet o köhne duvarlar,
açılacak önümüzde alabildiğine mavi kapılar.
Çünkü biz,
gökyüzünü ceplerinde taşıyanlar,
hiç teslim etmedik yüreğimizi karanlığa.
Haydi,
kaldır başını!
Bağır avazın çıktığı kadar:
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine..."