Sabahattin Ali'nin içtenliğini, naifliğini ve eşine duyduğu derin sevgiyi satır satır hissettiren büyüleyici bir mektup kitabı. Bu mektuplarda yalnızca bir yazarın değil, bir eşin, bir babanın ve en çok da duygularını gizlemeden, samimiyetle ifade eden bir insanın izlerini görmek mümkün. Sabahattin Ali’nin iyimserliği, hayata karşı güçlü duruşu ve sevgisini her kelimenin içine ustalıkla yerleştirmesi insanın yüreğine dokunuyor. Onun kelimeleriyle dolu sayfaları çevirdikçe, insan sadece bir mektup değil, bir ömrün içtenlik dolu izlerini okuyor.
“İnsan alıştığı, güzel bulduğu, kendine yakın bulduğu yerlerden ayrılırken sanki vücudunun bir kısmını orada bırakıyormuş gibi üzülür.”
Bu satır, kitaptaki o derin duygu yoğunluğunu özetliyor aslında. Sabahattin Ali, benim için sadece bir yazar değil; sözcüklerin ruh bulduğu, içtenliğin ve samimiyetin kalemiyle hayat verdiği bir değer. Onun yazılarını okumak, yalnızca bir hikayeye değil, insanın kalbine yapılan bir yolculuk gibi. Bu yüzden bu kitabı kesinlikle okumanızı isterim. Çünkü onun kelimeleriyle tanışmak, bir daha asla unutamayacağınız duygularla tanışmak demektir.