-Benim korkak kalbim size aşık oldu...
-Kutu kutu pense oynamıyoruz küçük bey, aşkı çocuk oyunu mu sandınız siz?
-Aşkın bir oyun olmadığını öğrenecek kadar büyüdüm ama şayet aşk bir çocuk oyunu olsaydı ve o oyunun adı da kutu kutu pense olsaydı tüm dünya sizi arkasında ölse bile ben size arkamın dönmezdim küçükhanım...
-Böyle konuşursan kitlenirim ben ama..
-Eğer kilitlendiğiniz yer kalbim olacaksa bundan memnuniyet duyarım.
-Susuyorum.
-Ben de size...
Kediyi seven kadınlar yalnızlıktan korkar derdi babam, köpeği ise aslında kendilerini güvende hissetmek istediklerinden severlermiş...
Sen neden korktuğunda filmleri sevdin be kadın!
Bir fil kalbi kırıldığında ölebilirmiş. Sen filmleri boşuna sevmiyorsun güzel kadın.
Çok güzel bir dörtlü olmuştuk. Buğra yürüyemiyordu, tabii şu an için bu durum böyleydi, fizik tedavileri iyi gidiyordu ve yürüyecekti. Başak ise görmüyordu ama mutsuz da değildi. Bana gelince hem yürüyebiliyordum hem görebiliyordum ama hepsinden daha az ömrüm kaldığını da hiç kimseye söyleyemiyordum. Hangimizin daha şanslı olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu. Belki de en şanslımız Başak'ın köpeği Renkti...