Serhat Erim

Serhat Erim
@Serhaterim21
İnsan diyorum; Bir gün incecik göz kapaklarını bile açamayacak kadar zayıf olduğunun farkında değil... ོ
Öğrenci
Diyarbakır
Diyarbakır, 15 Ağustos 2001
195 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Gecenin köründe içimize batan hislerimizi atlatmaya çalışacağız ama ne olursa olsun gün ağardığında başımıza dünya bile yıkılsa devam etmek zorundayız. Çünkü bu hayat telaşı içinde soluklanmaya hakkımız yok. Bir yerimiz olduğuna inanmaya hakkımız yok.
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ayaklarınıza değil, gökyüzüne bakın. Gördüğünüz şeylerin mantığını anlamaya çalışın. Evren'in neden var olduğunu düşünün. Meraklı olun. Stephen Hawking
Edebiyat
nasıl ki şu anda babanızın dedesinin mezarı yoksa, yaklaşık 150 yıl sonra da bizlerin mezarı bile kalmayacak. başka ölüleri mezarlarımızın üzerine gömecekler. zaten torununuzdan sonra da hiç kimse kalkıp sizi merak etmeyecek muhtemelen. bu yüzden iyi olup, hep öyle kalmaya bakın. çünkü ölüm her şeyinizi yok edecek bir gün, acılarınızı, mutluluklarınızı, sevdiklerinizi, her şeyinizi... ve bu hayat nefretle, küskünlükle, kötülükle yaşanacak kadar uzun değil. bu düşüncelerin ağırlığı belki bir ömür sürecek, ancak hep söylendiği gibi, isminizi bilen son kişi öldüğünde, hiç doğmamış olacaksınız.
Bugün hikayemin başladığı gün.. Kaç yaşına gelirsek gelelim hep ilkler oluyor yaşamımızda.. Düşünsenize ilk nefesle başlıyor, ilk ağlama ile devam ediyor. Sonra ilk sözcükler, ilk adımlar, ilk okul, ilk ayrılık, ilk sinemaya gidiş, mesleğe ilk adım, ilk maaş, ilk terfi, ilk işten çıkış, ilk arayış, ilk sonlanış.. Ama bu döngünün sonu yok, yüz yaşımıza gelsek de hayatımızda hep ilkler olacak… Dünyada var olduğumuz ilk günü kutsuyoruz doğum günlerinde… Bugün benin doğum günüm, geçmişte bıraktığım kocaman kocaman yıllarım var. Mutlu, umutlu, coşkulu, ışıklı yıllar.. Hayal kırıklıkları, hayaller, özlemler, ayrılmalar, kavuşmalarla dolu yıllar. Kahkahalarla çınlayan, bir o kadar gözyaşları ile geçen yıllar. Paylaşarak güzelleşen, çoğalan yıllar. Aşkı, ailemi, dostlarımı bulduğum, onlarla yorulduğum yıllar. Kendimi ararken kaybolduğum, her seferinde yeniden bulduğum, buldukça büyüdüğüm, büyüdükçe aradığım yıllar.. Zamana, hayata, koşullara direndiğim, başkaldırdığım, mücadele ettiğim yıllar. Bazen yorulduğum, kendime kapandığım, kendimi dinlediğim, sonra yeniden, kaldığım yerden hayat yoluna yürümeye, koşmaya, sendelemeye devam ettiğim yıllar. İnsanları anlamak için durup defalarca düşündüğüm, anlayamayınca insanca diye geçiştirdiğim yıllar. Başkalarının dertlerini dert edinip onlarla çözüm bulmak için çabaladığım yıllar. Kendi sıkıntılarımı kendi kendime dağ yapıp altında kalacağımı anladığımda onları yine kendi kendime ortadan kaldırdığım yıllar... Ölümün acısına ve doğumun mucizesine tanık olduğum yıllar. Okuduğum, izlediğim, katıldığım, öğrenmeye aç bir çocuk gibi bilgiye saldırdığım yıllar. Koştuğum, ulaştığım, ulaşamadığım yolları düşe kalka, yara bere içinde devam ettiğim yıllar. Çocukluğumu, ergenliğimi ve olgun gençliği yaşadığım bugünlerde, geçmişe özlemle,