Duvarlar yaşamımızdaki mezarlar mı. Kent sokaklarında çıkan her benlik değiştirilmiş, takınılmış bir kişilik değil mi. Duvarlar gerisinde en çok kendimiz olmuyor muyuz. En çok duvarlar arasında direnmiyor, en çok duvarlar ardında duymuyor muyuz. Duvarlar ardında bu doyumsuz yaşamdan soluklar alarak ve alamayarak ayrılmayacak mıyız.
Zaman zaman kendimi tüm insanlıktan daha güçlü buluyorum,ama kendimi aynı anda çıplaklıklarından sıyrılmaya çalışan ağaçlar kadar da brakılmış duyuyorum. özellikle "ben'in ben'i braktığı anlarda ..